9 Haz 2008

Asıl Hayvanlar Dışarıda!!!

Dün çok uzun zamandır gitmek istediğim biyere sonunda gittim.. Neresi mi? Darıca hayvanat bahçesi.
Hayatı boyunca hiç yakından fil görmemiş biri olarak tek hayalim fil görebilmekti. Bi de zürafa olursa değmeyin keyfime.. Gittik, ama içeri girerken kapıdaki yazıyla birlikte hayvanat bahçesi yerine şoka girmiş oldum.. ''Ziyaretçi tarafından verilen yanlış yem sebebiyle zürafamız ölmüştür!!''... Ne denirki? Ne söylenir? Bu mudur hayvan sevgisi? Sevmeyin, bırakın!!
Bahçeyi dolaşırken timsahların yanında başka bir yazı şöyle diyordu ''timsahımız atılan taş nedeniyle ölmüştür''.. Kimsen sen insan kılığı altında dolaşan, bim kat beteri sana olsun inşallah!! Hayatım boyunca etmediğim küfürleri bedduaları ettim... Sonra ayılara baktım, onlar ölmemiş ama yakında ölürler bence.. En azından bunalımdan ölürler... Oldukları yer içler acısıydı, taşlar içerisinde ne bi yeşillik ne bi dal bi toprak.. Sadece beton, taş ve bikaç tır lastiği.. Hımm evet, gerçekten de doğal ortamlarında ayılar lastiksiz yaşayamaz.. Çimen, ot, ağaçta neymiş. Zaten orman yerine sıklıkla lastik fabrikalarında rastlanır ayılara. Hatta geçen akşam nat. geo. 'te bi lastik fabrikasında sırf lastiklere yakın olabilmek için çalışan ayıların hayatını anlatan bi belgesel vardı.. O hayvan ne yapsın toprağı? Yani o kadar üzüldüm ki anlatamam. Onca hayvana bakmak kolay bi iş değil, ben evdeki kedime bile ancak bakıyorum yani. Yoj gözü akar, yok burnu akar. Tüyünü tara, aşısı vs. Ama ben de 1 tane hayvana bakıyorum sonuçta. Madem hayvanat bahçesi açtınız, o zaman o hayvanların mutlu olabileceği bi ortam yaratın. Hem ordan gidemiyo, hem de mutsuz mutsuz yaşıyo. Yazık değil mi? Kendinizi onların yerine koyun...
Haklarını da yemeyelim, bazı hayvanların keyfi çok yerindeydi. Güzel çimenler otlar arasında olanlar da vardı. Ama ayılara çok üzüldüm, çok...

Bu arada ''lütfen yemek vermeyin'' yazan kafeslerin önünde hayvanlara çekirdek verenler mi dersiniz, çubuk kraker verenler mi? Ne ararsanız var?

Hatta bazı dışarıda gezenleri görünce (kılık kıyafet, davranıi, görgü, saygı, çocuk terbiyesi vs vs) ''bunları içeri kapatalım, içeridekileri dışarı bırakalım. daha medeni olacaklarına eminim'' demeden de geçemedim...

not: fil yoktu!!

4 yorum:

ferulago dedi ki...

Ben de bu yaz Ankara'daki hayvanat bahçesine gitmiştim (hala yazacağım blogumda ama hep unutuyorum). Özellikle maymunlar iyice arsızlaşmıştı, ellerini uzatıp yiyecek dileniyorlardı. Yavrularını elinden tutan anne babalar da ay ne güzel simit ver çocuğum maymuna diye teşvik ediyorlardı. Kontrol eden yok, öğreten yok, insan maymundan akıllı hesapta ama o an ben de kafesin içindeki mi dışındaki hayvan acaba diye düşünüp, kocama dönüp herkes çocuk sahibi olmamalı konulu klasik tiradıma başlamıştım.

uyuz cadı dedi ki...

çok haklısın gerçekten.. insanlar çok bilinçsiz, içim acıyo hayvanlara..

EBRU ve RİMA dedi ki...

Bu kadar süpermi anlatılır yaw içler acısı bir durum aslında düşünülmesi gereken bi konu ama ben gülmekden ne düşünebildim nede içim acıdı kusura bakma uyuz :)
eski yazılarını okumak için girdim gecenın bu saatinde ve bu yazıya takıldım kaldım:):) asabım bozuldu benim ayılar kısmına...hala gülüyorum:):):)yanlış anlaşılmasın ayıların haline değil yazıya gülüyorum.

uyuz cadı dedi ki...

ebru aslında o kadar sinirle yazılmış bir yazı ki o, ama ben ne zaman sinirlensem birileri gülüyo :)))

o gün çok üzülmüştüm ama, ne zürafa görebildim ne de fil.. bir de üstüne öldürülmüş hayvancıklar.. bence rima'yı oraya götürme çocuğun psikolojisi bozulmasın :)