29 Tem 2008

Ey İş Görüşmeleri, Hepinizden Nefret Ediyorum

Dün gittiğim iş görüşmesinden bahsetmek istiyorum..

Açık açık bi kabalık yoktu, ama bana söyledikleri şeyler aslında çok kabaydı. İsim vermiyorum ama kendileriyle konuşur gibi yazmak istiyorum...

Ben bi tasarımcıyım, okulda da yanlızca bunun eğitimini aldım. Yani sizin bi tasarımcıdan beklediğiniz, hem flash'ı iyi bilmesi, yer yer action script yazabilmesi, hem çok iyi tasarım yapabilmesi, hem html bilmesi hem de sitelerin içeriklerini girebilmesi gibi özelliklerin toplamı bende yok.. Bu zaten hiçbir adamakıllı tasarımcıda yoktur. Olsa da 100 yıldır sektörde çalışıyo olması gerekir, ancak hepsini öğrenecek uzmanlaşacak vs.


Ben flash ve html biliyorum, bilmek zorundayım yapacağım tasarımların uygulanabilir olması için..

Ama bu benim işim değil, yani bi tasarımcı (okumuş, doğru dürüst olan bi tasarımcı) hem html yazıp, hem içerik girip hem de harika tasarımlar yapmaz. Siz o kişiyi ancak rüyanızda görürsünüz, varsa öyle biri buyursun gelsin ben de göreyim.

Bunları sınırımın sonuna kadar kendimi zorlayarak kibar bi şekilde anlatmaya çalıştım, ama siz buna ''bence bu bi eksiklik'' dediniz. Ben bildiğimi fakat yapmayı tercih etmediğimi söyledim, en az 7-8 kere bana hala flashla neler yapabildiğimi sordunuz.

Bi kere ajans (!) sahibi olmakla olmuyo herşey,

- Önce zaten çok yoğun geleni gideni olmadığını düşündüğüm ajansta sekreterinize gün içinde kimlerin geleceğini söylersiniz. Kapıdan girince yerinden bile kalkmayan bi kız, ''neden geldiniz?'' demez, ''buyurun'' der ilk olarak. Sonra ''iş görüşmesi için geldim'' diyen kişiye ''ne işi?'' demez. Zaten biliyo olması gerekir.
- Sonra görüşmeye gelmiş kişiyle biraz havadan sudan sohbet edilir, rahatlasın hava dağalsın diye.
- Bişeyler ikram edilir, sorulur.
-Dışarıda gök gürleyip şakır şakır yapmur yağarken ''peki, görüşmemiz bitti. Hoşçakalın'' denmez.. Yağmur dinene kadar beklemesi önerilir.
- Görüşmeye gelen kişiye kart verilir, adınızı titrinizi anlayabilmesi için..
- Eğitiminizden ve ajanstaki konumunuzdan bahsedersiniz, ne iş yaptığınızdan.. Bende bilirim ki karşımdaki sadece patron mu yoksa tasarımdan anlıyo mu? Benimle ne sıfatla konuşuyo yada ne sıfatla 'içerik girmediğim için!' ''bu bi eksiklik'' der.

Gerçekten olabildiğince kibar davranmaya çalıştım.. Neyse ki kendimi kaybetmedim..
Ayrıca bezoone hakkında söylediğiniz hiçbişeyin doğru olmadığına adım kadar eminim. Ne Levent ne de Orsan bunları yapacak kişiler değiller. En azından iş görüşmesinde ve çalışma sürecimde insanlara hak ettikleri gibi davranıp değer veriyolar. İnanılmaz iyi niyetli kişiler...

Bundan daha kötü tecrübelerim de oldu iş hayatında, bu sadece 15-20 dk. sürdü..

Görüşme de süper rolü oynayıp, sonra ayrılırken paramı vermeyen kırk türlü hakaret edip nasıl bi insan olduğunu gösteren Clik Line' daki Melek 'hanım!' gibi...
Paramı vermediğiniz halde bi de sodexo kartını istediniz defalarca utanmadan..
Ama konkurda bizi seçen 'eski' müşterinizle size güzelce sodexoların toplamını sunmuş olduk, unutmayın piyasa çok küçük! Emin olun heryerde anlatıyorum iş 'ahlakınızın' ne kadar üstün olduğunu...


Sinirlendim yine ya...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Canim ulkemin isveren anlayisi iste; bana mahkumsun, parani, ekmegini benden kazanacaksin, sana istedigim muameleyi yapma hakkim var, "sen kolemsin" mantiginin geldigi son nokta ne yazik ki...Daha ne diyim???

Sonra da ulkenin duzgun, egitimli insanlari ya da gencleri basip yurt disina gidince, ardindan kariyer yapip basarili olunca bu zihniyette o da kabahat olur!? Hemen yapistirirlar "Zaten bu da gavur hastasiydi, ozenti falandi" diye...

Ooofff simdi ben de uyuz oldum!!!

lale dedi ki...

valla aynen öyle, dediğin gibi.
şeytan dürtüyo bazen beni de git yurtdışına diye ama ülkemi sevdiğim için gitmek gelmiyo içimden. bi de ailem de burada.. hoş artık nesi kaldıysa bu ülkenin sevilece, onu da düşünüp duruyorum...