20 Ağu 2008

Sevgi, Dostluk, Barış, Dünya Kardeşliği Temalı Bir Kocam Var

Biraz da geyik yapalım, günlük hayattan bahsedelim. Takılalım yani kafamıza göre.

Yine sevgili 'eş insanım'a değinmek istiyorum.
Bi sosyal, bi sosyal sormayın... Bana anlatıyodu ara sıra ofisin ordaki börekçiyi, köfteciyi, kasabı.. Ben de herhalde biraz abartarak anlatıyo diyodum, ama tamamen yanıldığımı dün akşam anlamış bulunmaktayım.

Bizimkilerin ofisine uğradım, biraz takıldık, çıktık. Yolda gerçekten de arabaya varana kadar 5-6 dükkan sahibiyle selamlaştı. Yol dediğinde zaten 7 dükkan var, biri süpermarket olsa. Geriye zaten selamlaşabileceğin 6 dükkan kalıyo. Altısını da atlamadı sağolsun. Herbir dükkan sahibinin suratında sonsuz bi gülümseme ve mutluluk vardı el sallarken.

Ben bu tarz şeylerden haz etmem. Asosyal değilim ama annem o kadar sosyal bi kadındır ki. Sosyalliğin dibine vurmuş, abarttıkça abartmış. Bigün bakarım evde marketteki kasiyer kız var, bigün sabah yürüyüşünde tanıştığı bi kadın kahvaltıya gelmiş. Bu örneklemeler sonsuzluğa kadar uzanır, o yüzden hiç başlamayayım.

O yüzden bende bu denli sosyalikten tiksinti oluşmuş durumda. Bıktım insanlardan, kendi halimde olmak istiyorum. Evime çat kapı kimse gelmesin, az ama öz arkadaşım olsun.
Örneğin marketteki kasiyer kızla muhabbetim 'merhaba', 'hayır bilmemne kartım yok' 'teşekkürler' den öteye gitsin istemem. O kasiyerdir, çalışıp para kazanıyodur. Ben de işimi bi an önce biritip çıkmaya çalışan müşteriyimdir. Gereksizce uzatmayalım, niye onu çok seveyim ki?

İşte annemin sosyalliğinden bıkmışken 'eş insan' aynı şeyleri yapıyo.
Ona sorsan ama aynı mahalleyi paylaşıyolarmış, ne varmış ki insanlarla iyi ilişki kurmak güzel bişeymiş. Galiba annesini Adile Naşit babasını da Münir Özkul sanıyo kendisi. Ama değil, hiç alakası yok. Sen onların çocuğu değilsin ve hayatında 70'ler Türk filmlerinde geçmiyo. Yani biz babadan kalma eski ama içi sevgiyle dolu bi köşkte oturmuyoruz. 6-7 kardeş değiliz, annemiz ev kadını ve 'hih hih hih' diye sürekli gülücükler saçan biri, babamız da kah fabrika işcisi kah sütçü değil.
Artık 2008 yılındayız, o filmler ve o insanlar çooook eskide kaldı. Güzel değil miydi? Çok güzeldi, ama biz o döneme denk gelemdik anacım. Sen yine dön dünyamıza. Bu kadar sosyal olma..


not: üstteki resimde de mahallenin börekçisini görüyosunuz. utanıp kafamı çevirmeden sadece 2-3 saniye falan görebildim kendisini, ama şimdi bu resmin çıktısını alıp yanına gitsem arada hiçbir fark göremeyeceğime eminim.. kendisiyle politikadan konuşuylarmış. aslında börekçilik yapmak istemiyomuş, dizilerde film setlerinde çalışmak istiyomuş, ama olmuyomuş...
seni seviyoruz börekci kardeş!

not2: karşısına suratında sonsuz gülümsemeyle börekçiye selam vermekte olan eşimi de çizmek isterdim ama onun karikatürünü çizince biraz bozuluyo, çok benzetiyorum. kızıyo.

Hiç yorum yok: