15 Eyl 2008

Ekmek, Köfte, Obezite, Turist ve Turizm Bakanlığı...

11 kilo bagaj fazlam var, karşılığı 33 Ytl.

Eee, zaten uçak bileti de 70 Ytl falan. Bari valizim için bir kişilik dönüş bileti alsaydım.. Hem ''tek başıma nasıl uçağa bineceğim ben?'' diye yakınmaz, hem de ''33 ytl'' denildiğinde ''haaa?!'' diye kalmazdım..

Bir kadın için 15 kilo sınırlı yeterli mi ki?

Yine tekrarlıyorum, bu kuralı da kesin erkekler koymuştur.

Yıllarca; ''evde otur koca bekle'', ''kız çocuğunun okulda ne işi varmış?'', ''kısmeti çıkar veririz birine'' zihniyetli babaların işlediği suçun cezasını ben çekiyorum şimdi, olacak şey mi canım?!

Kadınların iş hayatında daha etkin rol almaları gerekiyor..

Şöyle olsun kuralllar;
'Sayın yolcularımız, bagaj limiti bayan yolcular için; 50 kilo,
erkek yolcularımız için ise; 5 kilodur.'

Başka bir erkeğin kullanmadığı kargo hakkını bana verseler bari, yada uçağın bütün bagajlarını toplayın, limiti aşarsa o zaman biz kadınlar aramızda iç beş kuruş toplar farkı veririz.
Kimseye de dokunmaz.

Hem nedir bagajın suçu canım?! Bizi niye tartmıyorsunuz?
Madem uçağın bir taşıma kapasitesi var, yolcuyu da tartın kardeşim!

Adam gelmiş obez obez 160 kilo oturuyor, hem tek kişilik bilet parası vermiş, hem iki kişilik yer işgal edip yanında oturanı da mağdur ediyor.. Hem de kimse ona 'şişş hemşerim, ne bu hal?' demiyor..
Sonra da sen gel benim zavallı valiizmin 11 kilo fazlasına söylen.. Olacak iş değil!

Bileti alırken sorun kaç kilo olduğumuzu, söyleyelim.
Bagajlarla birlikte bizi de tartın.

''Aaa Lale hanım, siz tatile gitmeden tam 3 kilo almışsınız, olacak şey mi? Şimdi nasıl sığacaksınız o bikininin içine, hımm?!'' deyin.. Fazla kilo başına alın 3-5 ytl birşey.

Sonra dönerken de ''Aferin Lale hanım, siz bu tatil iyi yüzmüş az yemişsiniz. Bakın tam 5 kilo vermişsiniz. Biz de şirketcek size ödül ve teşvik babında bilet ücretinizi % 25 indiriyoruz.'' deseler.

Hem bizler tatilde az yer bol yüzeriz, hem de şu turizm meselemize bir nebze de olsa çözüm olur, nasıl mı?

Hani hep derler ya, beş yıldızlı tatil köyleri açıldığından beri turistler otellerden hiç çıkmıyorlar diye. Yok ülkeye döviz girmiyormuşta falan filan..

İşte çözüm burada sayın okuyucular!

Eğer siz bileti alırken kilosunu sorduğunuz, sonrasında da uçağa binerken tarttığınız bir Türk'ten aldığı kilo başına 3-5 ytl keserseniz, o Türk tatilde aç billaç gezer.

Peki bu ne demek?

O zaman 24 saat açık büfe şeklinde hizmet veren tatil köylerine gitmez, orada her verilen ikramdan (ikram da çok 'baba' lafı mı ne?) beşer onar çatlayana kadar yemez.

Eee, Türk insanının tatil köyüne gitme mantığı nedir?

''Gidelim yav, 24 saat açık büfe. Sınırsız yiyecek içecek. Yer, gezer, eğleniriz.'

Bu cümledeki yanlış 'yemek' eyleminde değil, 'gezmek' eylemindedir. Çünkü yemekten bırak adım atmayı, nefes alamayacak hale gelecektir.
'Eğlenme' ise tam yerli yerindedir. Çünkü Türk bedava bulduğu şeyi 'yerken' 'eğlenir'.

O zaman şöyle değiştirelim, sorun kalmaz;
''Gidelim yav, 24 saat açık büfe. Sınırsız yiyecek içecek. Yer, eğleniriz.'

Ailecek gidilen beş yıldızlı tatil köyünde Türkler sabah kahvaltısıyla güne başlar. Kimyasal olarak birbirnini tutmayacak bir dolu yiyeceği tabağına doldurur ve yarısını çöpe dökülmek üzere yerinde bırakır.

Kahvaltıdan hemen sonra gözlemeci teyzelerden üçer beşer gözleme alınır, yanında ayranla ooh, mis..

Sonrasında havuzbaşı barından bedava olan sınırsız ayran, cola, limonata üçlüsünü sömürür.

Açık büfe öğle yemeği sonrasında havuz başında birkaç tantuni, akşam yemeği ardından dondurma.

Gece yatmadan evvel çorba. Ve en son olarakta, bütün bunları sindirmek için beş, on şişe soda..

Sonuç olarak, bütün bunlar size bir haftada oratalama beş kilo katar. Yemekten hareket edemediğinizi de varsayıyorum. Tek harekey lokantadan tantuniciye kadar olan kısımı yürümektir.
E, orada yaktığın 2-3 kaloriyi 4 tantuni yiyerek 350 kalori şeklinde geri alıyorusun.
350 ileri 3 geri gidip gidip geliyorsun.

Şimdi tatilde 4 kişilik bir aile olarak gittiğinizi varsayalım; 5*4= 20. Kilo başına 5 ytl desen, etti mi sana 100 ytl!

Benim bildiğim bir Türk babası havadan hiçbir şeye öyle 100 ytl vermez.
Peki bu durumda ne yapar? Çoluğu çocuğu tatil köyüne götüreceğine kiralar bir pansiyon yada apart, orada da yediklerini kısabildiği kadar kısar.

''Hanım, bu akşam da mangal yapmayıverelim yav. Kim uğraşacak şimdi onunla. Sen kes bir karpuz, yanına da birer dilim beyaz peynir. Ohh, mis gibi akşam yemeği işte. Hem yaz sıcağında ağır yememek lazım, sen de işle güçle uğraşma. Tatile geldik, otur azıcık uzat ayaklarını dinlen'' der..

O zaman ne olur? Turist tatil köyüne kapanmaz, dışarı çıkar iki karpuz bir kalıp beyaz peynir de olsa alır birşeyler. Ülke ekonomisine katkıda bulunur.
Belki bu şekilde ülkemizin gitgide büyüyen obezite sorununa da bir çözüm bulmuş olur, bir nebze de olsa dur deriz.

Ben bu çözümü yerli turistler için buldum. Elin gavrunun 3-5 doları takacağını sanmıyorum. Hem zaten % 75'i obez.

Turizm Bakanlığı da bir zahmet yabancı turisti otelden çıkarıp para harcatma yollarını bulsun. Herşeyi ben mi yapacağım canım aa?!

Şurda kendimizi paraladık hem obezite hem de turizm konusuna bir çözüm bulalım diye, üstelik beş kuruş para aldığım da yok!

Çok istiyorsanız yapıverin beni turizm bakanı, verin şahsıma bir mercedes + özel şöför. Her ay da yatırın hesabıma 3-5000 ytl, yabancı turiste de çözüm bulayım..

Ne kadar ekmek, o kadar köfte arkadaş!!

2 yorum:

a. gizem dedi ki...

bence de şu uçağın kargosu için, bayanlara ayrı bir hak tanınmalı, süper fikir...

buradaki pozitif ayrımcılığı isterizzzz...

lale dedi ki...

her alanda bizlere pozitif ayırımcılık yapılsın, sonra da işimize gelince kadın erkek eşittir deyip işin içinden çıkalım istiyorum.
çok mudur şu hayattan beklentim?