2 Kas 2008

İnsana Saygısı Olanmış!!

Beni tanıyan yada yazılarımı okuyan herkes hayvanlar için delirdiğimi bilir. Ufacık bir çocukken bile sokaktaki hayvanların boynuna atlardım, babama yazdığım sayısız mektup var. Geçen gün aradım ama bulamadım, babamdan isteyip bir ara buraya da yazacağım çünkü çok komikler.. Mektupların teması 'baba lütfen eve köpek alalım'.. Ama alınmadı, aslında nedenini şimdi şimdi anlayabiliyorum. Evde köpek bakmak zor bir iş, hoş bana zor gelmez o kadar çok seviyorum ki.. Neyse konumuz bu değil.. Mailime gelen bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum, tüylerimi diken diken eden bir bakış açısı..

Ben çook ufakken birgün haberlerde bir sokak köpeğinin çöp konteynırından ezip öldürülmesini izlemiştim, o kadar yıl geçti hala etkisinden kurtulamadım kurtulamam da...

Şimdi de bu yazı beni şaşkına çevirdi, lütfen birkaç dakikanızı ayırıp okuyun...

Başlık, Medeniyetsizliğin daniskası: Sokakta başıboş köpekler..

Ama içeriğini okuyunca asıl medeniyetsizliğin daniskasnın bu yazı olduğunu görüyorum.. Böyle bir öneride bulunduğu için yazar adına ben utanıyorum. Sokak köpekleri zaten son dönemlerde kısırlaştırldı ve ben artık sokakta eskisi kadar çok köpek görmüyorum.
Onların başı boş seri sefil halde yaşamaları beni kahrediyor. Ama çözüm bu mudur?

Sokaktaki hayvan zaten 'cins' doğmayarak hayata 1-0 geride başlamıştır. Hiçkimse onu petshoplarda tutup sonra da bilmem kaç yüz dolarlara satmayacaktır.. Sonra gittiği evde el üstünde tutulup sevgi pıtırcığına dönüşmeyecektir. Aşıları yapılmayacaktır, karnı tok sırtı pek olmayacaktır.. Sokaklarda tek başına, çöplerden bulabildiklerini yemeye çalışarak kah aç kah tok gezecektir. Bırakın sevgi pıtırcığı olmayı suratına biri baksa hemen peşine takılacaktır.. Kocaman kalabalık caddelerde herkes koşuştururken o şaşkın şaşkın etrafına bakacaktır, Kimisi çarpar, kimisi korkar, kimi de benim gibi gözleri dolarak bakar..

O canlara yazık değil mi? Zaten yaşadıkları hayat değil ki, sefil bir halde yaşam mücadelesi veriyorlar... Sen bir de tut, onları sokakta diye öldür. Bence de hiçbirisi sokakta olmasın, bence de hiçbirisi aç billaç yaşamasın ama çözüm 'hayvancık' deyipte olayı yumuşatmaya çalıştığınız 'uyutmak' mıdır? Yazıktır günahtır. Sizin gibi 'medeniyeti' savunan bir köşe yazarı bunu yazıyorsa sokaktaki cahil insan onları taşlamaya, kuyruklarını kesmeye, vurmaya, incitmeye devam etmez mi? Neyse ki tek tesellim var, bu dediklerimi yapan 'insan olmayan' sınıf zaten gazete de okumaz, sizin yazınızı da okumamışlardır..

''SON SÖZ: insana saygısı olan, başıboş köpeği sokağa salmaz.'' demişsiniz yazınızı noktalarken, bende yazımı noktalarken son söz olarak; İnsan olan, insan dışındaki varlıkların da yaşama hakkında saygısı olandır, insan olan o kadar masum, güzel, muhtaç ve zavallı bakan hayvanların öldürülmesini isteyemeyecek kadar vicdanlı olandır.. diyorum...

Sadece onlardan daha kuvvetliyiz diye bütün dünyaya hakim olacağımızı sanmak, kimi hayvanları kesip yemek, kimlerini öldürmek, kimilerine de bir sürü para harcayıp süs bitkisi muamelesi yapmak bence insanlığa yaraşır birşey değil..

Düzen bu olmamalı!!

Şimdi bu yazı yüzünden bloğum kapatılırsa çok mutlu olacağım ve kendimle gurur duyacağım!!

biraz uzunca olan not: mailime gelen yazı da bu, lütfen okuyun ve tepkinizi sizler de dile getirin:

Hürriyet Gazetesindeki 25 Ekim tarihli yazısında, Ege Cansen, uygar ülkelerin sokaklarında, başıboş hayvanların bulunmadığını söylemiş. Eğer uygar olmak istiyorsak, bizler de sokaklardan köpekleri toplamalı ve "hayvancıkları uyutmalıymışız". Bundan sonra birisi "hayvancık" veya "uyutma" dediğinde aklıma bu ikiyüzlülük gelecek.

Uyutma sözcüğü, öldürmenin yumuşatılmışı. "Hayvancıklar" da Cansen'in hayvanlara duyduğu büyük ama sahte sevgisini anlatıyor olmalı. Yazının konusu, sokaklardaki başıboş hayvanların barınaklara alınıp, iki hafta içinde yuvalandırılmazlarsa öldürülmesi üzerine! Hayvanların değil iki haftada iki ayda bile yuvalanamadıklarını bildiğimize göre, hayvancıklar için tek yol kalıyor: Öldürülmek. En acısı ise Cansen, bu emri, zalimlik adına değil uygarlık adına veriyor.

Cansen'in "hayvancık"larına getirdiği uygarlık bana Bush'un Irak'a götürdüğü demokrasiyi anımsatıyor.

Genel olarak yazıda pek çok yanlış var. Bunlara kısaca değinirsek:

Uygar ülkelerin her yaptığı doğrudur.

Eğer öyle olsaydı bugün dünyanın her yerinde çevre felaketleri yaşıyor olmazdık. Uygar ülkelerin, bilime, sanata, hukuka, hayvan haklarına yaptıkları katkıları öğrenmemiz gerekir. Ancak bunu yaparken, yabancı hayranlığına kapılmadan, kendi doğrularımızı da kendimiz bulmalıyız. Uygar bir ülkede gezip, sokakta başıboş hayvan görmediniz diye "köpekler evde yaşar", ya da "filler hayvanat bahçesinde yaşar" diye genellemelerde bulunamazsınız. Bu ülkelerin çoğunda evler bahçe içindedir ve köpekler bahçelerde özgürce yaşayabilmektedir. Aynı şekilde kediler gönüllü olarak evlerde kalmakta, ancak istediğinde uzaklara gidip geri gelebilmektedir. İnsanların çoğu gerçek hayvanseverdir. "Hayvancıkları mecburiyetten uyuttuk", türünden kandırmacaları buralarda kimselere yutturamazsınız.

Ülkemizde ise durum farklıdır. İnsanların çoğu kalabalık evlerde ve apartmanlarda yaşamakta olup evlerinde hayvanlarla yaşamak istememektedirler. Ancak bu, insanımızın hayvanları sevmediği anlamına gelmez. İnsanımız en azından mahallesindeki hayvanın yaşama hakkına saldırmayacak kadar "hayvancıkları" sevmektedir.

Köpekler, kediler evde yaşar.

Bu bilgi yanlıştır. Köpekler de kediler de evde yaşamaz. Bunu anlamak için derin araştırmalara gerek yok. Köpeklerin ve kedilerin geçirdiği evrim evde yaşamaya yönelik değildir. Köpeklerin iri dişleri, kuru mama yemek için; insandan iki yüz kat daha iyi koku alabilen burunları ise terlikleri koklamak için evrimleşmemiştir.

Cansen, kedilerin tırnaklarını koltukları tırmalamak için kulandıklarını sanabilir ancak kediler onlarla ağaçlara tırmanıp, yerdeki tehlikelerden korunmaktadırlar. Gelişmiş kulakları ise evde radyo dinlemek için değil çevresini daha iyi algılamak için evrimleşmiştir.

"Hayvancıkları uyutan" bir uygarlık olabilir mi?

Batı uygarlığı, hayvanları öldürdüğü için değil, yaşattığı için biz onu örnek alıyoruz. Bundan otuz yıl önce 15 Ekim 1978 yılında, Paris'te Unesco evinde açıklanan ve batı uygarlığının gerçek sesi olan Hayvan Hakları Evrensel Bidirgesi'nin 5. ve 11. maddesini anımsayalım:

- Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.

- Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.


Cansen'in uyutulacak "hayvancıkları", gerçek uygarlığın gözünde, türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahip hayvanlardır. Onları uyutmak demek, uygar dünyada yaşama karşı suç işlemek demektir.

Cansen, "hayvancıklar" diyerek okurlarını uyutabilir ancak hayvanları uyutamayacak.

Onlar, ellerinde hayran oldukları uygarlıkların sahte izin belgeleriyle, ölüm makinelerinin tetiğini çekmek için gün sayarken, biz de gücümüz yettiğince bağıracağız:

- Sokaklar Hayvanlarla Güzel!


www.minikpati.com


8 yorum:

EBRU ve RİMA dedi ki...

Yazdılarına katılıyorum.Sokakdakı Hayvanlar için elimden gelen yapabıldıgım tek sey yiyecek verebılmek baska yapabılecegım sey yok ama kızımın onlara alısmasını sevmesını ıstıyor ve elımden gelenı yapıyorum, anlatıyorum, ögretıyorum.İlerdeonlara katı yurek ve kötu gözlerle bakmasını istemiyorum.
Bir kac gun önce Bağdat caddesinde tam trafık ısıkları önunde, perisan bır sekılde yerde yatan, ölu gıbı görunen bir zavallı köpek vardı.Hali harapdı, hatta öldumu acaba diye bakdık.Yanımızda hoş bır hanım, cok ılgı gösterdı...guzel guzel seslendı, alaka gösterdı, hayvancık gözlerını zorla acdı ve bakdı.Kan canagı ıcındeydı gözlerı.Arkadan bır adam zehırlı bırsey yemıs dedı.
Birisi birsey vermıs ondan sonra böyle olmus dedı.İçim parcalandı.Kadın lanetler okumaya basladı.ne denirki?yardımcı oldularmı bılmıyorum o zavallıya en son arkamı dönup bakdıgımda etrafına bırsuru ınsan toplasmısdı.Üüzldüm çok ama birsey yapamadım.

a. gizem dedi ki...

aynı fikirdeyim lale.
onların bu düşüncelerini kendileri üzerinde uygulamak istiyorum. Nasılmış bakalım? beğendiniz mi demek istiyorum.
yazık yaaa...

uyuz cadı dedi ki...

ebrucum bence örnek bir annesin.. benim de eğer birgün çocuğum olursa hayvanlarla içiçe ve severek büyümesini isterim, çok çok önemli birşey.. hem kendine güveni hemde etrafında olup bitenlere karşı sevgisi için.. senin bebişin de çok şeker zaten,eminim çok akıllı bir birey olacak..

anlattığın olaya da içim parçalandı, nasıl üzüldüm anlatamam.. gerçekten bunu yapanlar için etmediğim beddua kalmıyo, inşallah en kısa zamanda onlar da zehirli birşeyler yer ve ölürler.. umarım o köpeğe de birileri ilgi göstermiştir.. canım ya kimbilir ne kadar çaresiz ne kadar ecı çekiyodu..

ay çok üzüldüm...

uyuz cadı dedi ki...

gizemcim aynen yazdığın gibi düşünüyorum...
sadece onlardan daha kuvvetliyiz diye etrafımızdaki canlılara yapmadığımızı bırakmıyoruz, yazıklar olsun...

Adsız dedi ki...

yaw iyi de kardesim, yurtdisinda sokakta tabii ki kedi, kopek bulamazsin, cunku adamlarin hali hazirda hersey icin oturtmus olduklari bi sistem var, o sistem de guzel guzel isliyor!? ayrica sokakta sahipsiz kediyi ve kopegi de oyle hemen toplayip uyuttuklari yok; once onlara bakabilecekleri merkeze goturuyorlar, bu hayvanlara bakabilecek sahip bulmaya calisiyorlar. ayrica bircok hayir kurumu da bu hayvanlara bagis topluyor, hatta televizyonlarda da bi suru reklamlar var bu hayvan barinaklari ile ilgili...hadi bunu biraktim, kediyi kopegi hicbir vicdan azabi duymadan olduren zihniyet, yarin aynisini insana da yapar yani!?

YUH DIYORUM YUH YANI!!!!!

Ortacag, coban zihniyetine devam...

pire xxx

uyuz cadı dedi ki...

gülnurcum bende oprah'ta izlemiştim bi ara oradaki barınakları. gerçekten de güzellerdi ve sadece hasta ve iyileşemeyecek hayvanları uyutuyolardı..
yazık valla...

SU dedi ki...

dün gece duş alırken bu yazına yorum yazmadığım aklıma geldi birden, oysa yazacaklarım daha okurken belliydi kafamda, gerçi onların çoğunu o kişiye mail yoluyla yazdım ama sana da şunu söyliyeyim o sokaklardaki kediler ve köpekler benim 9 aylık kızımın arkadaşları ve biz onlarla mutluyuz...

uyuz cadı dedi ki...

su, bak ne iyi ettin yorum yazmakla. çünkü o yazıyı yazan kişiye mail atmak benim hiç aklıma gelmemişti..
bende şimdi düşüncelermi yazacağım bir mail yazıcam..

kışışına da sana da o güzel arkadaşlarıyla mutluluklar diliyorum :)))