6 Kas 2008

Kızlar, Alın İçinize Su Dökecek Yazı

Efendim, bir önceki yazıma gelen feminist tepkiler sonucunda aylar evvel yazdığım, fakat 'şimdi durduk yere adamı paylamayayım' dediğim için yayınlamadığım bir yazımı gün yüzüne çıkardım.

Kedimize yaptığım gibi tutupta, 'vah zavallı kadınlar erkeklerden neler çekiyoruz' temasıyla birebir örtüşmese de, bu yazımda da 'cidden çekiyoruz be, akşam ne hır çıkaracağım bak görürsün' kıvılcımları yok değil..

Eğer çok isterseniz erkekler için çok daha can yakıcı yazılar yazabilirim, elimizde malzeme çok nasılsa.. Okuyalım bakalım...

Hayatımda hiç evleme planları yapmadım, hiç gelinlik hayal etmedim, hiç evim olursa nasıl olsun, kocam ne iş yapsın gibi klasik kız düşüncelerim olmadı. Sadece kendime ait ailemden ayrı bi evim olsun istiyodum, o da sırf babam eve kedi yada köpek almama izin vermiyor diye. Hatta onu da yapmayacağımı çok iyi biliyordum, zamanı gelince 'bana köpek almıyorsunuz, ben de taşınıyorum' blöfümü yiceklerine dair kesin bir inancım vardı...

Neyse efendim gel gör ki derler ki, evlenmeyeceğim diyenler en erken evlenen olurlar. Her zaman 'hadi len' diyip geçiştirdiğim bi cümle olmuştur, fakat gerçekmiş.
Şu hayatta hiç birşeyi yapmayacağım demeyeceksiniz, döner dolaşır çok fena kapak olur, bakınız, ben...
Sadede gelelim, zaten büyük ihtimalle hayat hikayemi merak etmiyosunuzdur .

Uyarmak istediğim şey evlilikle ilgili pek çok kişinin söylemeye cesaret edemediği yada görmezden gelmeye çalıştığı, belkide buna mecbur kaldığı bazı noktalar.
Bunlar bir hayli önemli, yaşamınızı derinden etkileyecek durumlardır...

Başlayalım...

1- Evlendiğiniz andan itibaren 'ben' diye bişeyi unutun, 'biz' olacaksınız:

Bu ne demek? Ailenizle yaşarken kendinize ait ufakta olsa bir odanız ve özel alanlarınız varken, şu an koskoca bir evin sahibi olmanıza rağmen size özel alan yoktur.
Yani 'burası benim odam kimse girmesin' diyemezsiniz, yemez.
Neden? Artık 'ben'im odam yoktur, 'biz'im odamız vardır. Bu evli kaldığınız sürece böyle devam edecektir, hiç çırpınmayın derim, işe yaramaz, bir de üstüne hır çıkar.

2- Birinci maddeyle bağlantılı olarak kendinize ait zamanlarınız da bir bakmışsınız uçmuuş gitmiş:

Bekarken örneğin okuyorsanız, okuldan çıkar eve gelir. Ödev yapar, arkadaşlarınızla takılır, eve gelir en fazla 'anneee! ne yemek var' derdiniz. Ama şimdi öyle mi?
Misal çalışan bir bayansanız, tek kelime ile 'yandınız!'. Hayatınız bitme noktasında, ben sizi uyarayım.
Neden mi? (Bi kere ben İstanbul dışında bi şehirde hiç yaşamadım ve reklam sektöründe çalışıyorum. Örneklerim bu bağlamda olacaktır, artık siz kendi durumunuza uyarlayın bi zahmet.)

Şöyle ki; eğer Anadolu yakası'nda otruyorsanız, reklam sektöründe çalışan birinin bu yakada bi iş bulması çok ütopik bi durumdur. Her türlü ajans vs. ne halt varsa hep Avrupa Yakası'nda Maslak, Levent, Şişli civarlarında konumlanmıştır. Ne vardır o salak semtlerde bu sektörü çeken hiçbir fikrim yok, ama gerçek böyle..

Neyse sabah sabah 9'da başlayacağını öngörüğümüz işinize yetişmek için evden 1,5-2 saat evvel çıkmanız gerekir. Bu ne demek? En geç 7 buçukta evden ayrılmış olmanız lazım, ee bi kadının evden çıkması kolay mı? Duş, saça fön, makyaj, kıyafet ve ona uyumlu çanta değişimi derken siz hayal edin kaçta kalkacağınızı...
Evden çıktınız günde iyi bi ihtimalle gidiş-dönüş ortalama 3 saat yol çektiğiniz varsayıyorum, bi de işin yorugunluğu... Geldiniz mi eve 7 buçuk 8 arası bi saatte?
Eee nooldu içinizden 'aneee! ne yemek var?' demek geliyor değil mi? I ıh hiç yırtınmayın, yok o lüks. Oturup paşa paşa yemek yapacaksınız, hem de o yorgunluğun üstüne.
Yaptınız, yediniz, topladınız, yıkadınız zaten pil bitti. Kalan saatlerde de koltukta pinekleyecek, şanzınız varsa bi film izlemeye yetecek enerjiniz kalmış olacaktır.
Efendim haftanın beş günü bu şekilde geçiyo.

Geldik haftasonuna. Hahaayt yaşasın haftasonu değil mi? I ıh, çok yanlıyosunuz.. Yapacak o kadar çok şey var ki.. Tamamen size ait bi odası bile olmayan evi toplamanız, temizlemeniz, çamaşır yıkayıp ütü yapmanız gerekiyor. Aaaa pardon, öncelikle bugün haftasonu olduğu için düzgün bi kahvaltı yapmak isteyen eşinize ballı, kaymaklı, omletli bir kahvaltı hazırlamalısınız.

Hadi evinize yardımcı geliyor diyelim (şanslısınız) , toplamayı, temizliği, ütüyü yaptı. Bitti mi? Hafta sonu size mi kaldı? I ıh, hayır!
Şimdi sırada alışveriş var. Ama heveslenmeyin hemen, bu sizin bekarken alıştığınız elbise, ayakkabı, makyaj malzemesi alışverişi değil. Pirinç, çamaşır suyu ve bilimum alışı hiçbir kadına kesinlikle zevk vermeyecek zımbırtılar. Evliyseniz haftada (parçalar halinde) minimum 2-3 saatiniz marketlerde geçer.
Hele bi de eşiniz benim eniştem gibiyse, o adamı orada boşarsınız, rahatlarsınız.
'Ay onu alma, bu daha güzel', 'bak bu var, sen onu yerine koy' gibi şeylerle size hayatı dar eder, zavallı ablam! Sen ne anlarsın deterjandan pirinçten be adam! Hayatında hiç pilav yaptın mı, çamaşır yıkadın mı? Senin alışverişe götürülmekteki misyonun kasada parayı ödemek ve poşetleri eve taşımaktır, zırt pırt her halta karışmak değil..

Neyse ev alışverişiniz de bitti diyelim. Şimdi haftasonunuz sizi, yaşasııın! Hadi canınız ne isterse yapın... I ıh, olmaz.. Yapamazsınız. Neden mi? Çünkü sırada aile ziyaretleri vardır.
Eşinizin ailesine vakit ayrımanız lazım, kendi ailenizi de nasılsa aynı evde yaşadığınız için hep görüyordunuz ama şimdi onlara da vakit ayırmanız lazım. Bir de abiniz, ablanız, kardeşiniz + eşinizinkiler varsa haftada (genelde haftasonlarında) toplamda bir 10 saati bu aktiviteler için unutun demektir.

E hiç sosyalleşmeyecek miyiz? Tabi ki evet. Arkadaşlarımızla buluşacağız, alışveriş muhabbeti, dedikodu, iş hayatının berbatlığı, bize yazan adamlar vs. hakkında geyik yapıp eğleneceğiz.
(Siz siz olun oralara da karınızla yada kocanızla gitmeyin. Birbirinden bir an olsun ayrılmayan iğrenç yapışık aşk böcüüü tiplerinden olmayın. Herkesin kendine ait zamanları olmalı.. Bırakın o da maç izlesin, arkadaşına gitsin, balık tutsun, bişeyler yapsın işte...)
Hazır arkadaşla buluşmuşken terapi babında bir iki parça üstümüze başımıza da bişeyler alalım bitsin bari haftasonu. İşte görüp görebileceğiniz haftasonu terapisi de budur..

Eee ben ne anladım bu işten? Valla bu soruyu bana hiç sormayın, şahsen ben hiçbişey anlamadım. Anlasaydım bu durumdan dert yanıp şu anda yazıyo olmazdım...

3- Yemek yapma sorunsalı:

Çoğu kadın yemek yapmayı sever, ben hiç bilmezdim. Ama iş başa düşünce öğrendim. Başlarda birlikte yapıyoduk. Ama nasıl olduysa zamanla bu iş benim omuzlarıma yüklendi. Niyeyse her akşam yemeği ben hazırlıyorum. Eşime göre nedeni çok açık 'ben çok güzel yemek yepıyorum'. Hadi ordan, tamam cidden güzel yapıyorum ama neden bu değil ki..
Basbayağı üşeniyosun işte.
İstediğin zaman benden kat kat daha güzel yemek pişirebildiğini ikimiz de biliyoruz.
Şimdi hakkını da yemeyeyim kendisinin, 4-5 ayda bir mutfağa girer. Ama girmese benim için daha hayırlı.
'Şimdi hayatım tava var mı tava?
Hah, sen onu bana veriver. Yağ ver mıydı bizim evde? Hah, süper. Bundan da dökeliiiiim' (bu arada verilen şey yerine konmaz, tam elinin altına bırakılır).
o: 'Ya bana domates lazım, var mıydı?'
ben: ' E dolapta vaaaar.'
o: 'Ya bi soyup versene sana zahmet'
o: 'Aaa bak balsamic ver sen bana balsamic, hımm nefis olacak..'
o: 'Tavukları kuşbaşı yaptın mı hayatım?'
o: ' Valla süpersin be!'

Bu sırada ben hem istediklerini hazırlayıp, hem döktüklerini toplayıp, hem salata hem de pilav yapmaktayım..
Yemekten sonra da 'aaa yemeği ben hazırladım, artık sofrayı da sen kaldırıver' der...

Şimdi bu bana yardım mı oldu, ben anlayamadım, kafam karıştı... Biri bana yardım ediversin...

Diceksiniz ki evliliğin hiç iyi yanı yok mudur be kardeşim? Senin zorun nedir bu adamla uğraşıp duruyosun? Ben olsam seni boşarım, amma bıdı bıdı yapıyosun vs vs.

Cevap vereyim, evet evliliğin güzel yanları da vardır. Onu bi sonraki yazımda paylaşayım.

Benim bi zorum yoktur aslında bu adamla. Ama uğraşıp duruyorum, çünkü biz kendi kendimizle gayet rahatça dalga geçebilen bir çiftiz. Ben eşimle dalga geçtiğimde o da benimle birlikte eğleniyor.

Sen olsan da beni boşayamazsın, halt etmişsin. Önce evli olmamız lazım, o da zor ihtimal. Artık o olayı kapatmışım ben..

Hadi bakayım, çeyiz biriktiren güzel genç kızlarımız bir daha düşünün.

not: evlilik o kadar da fena bir durum değil. güzel yanlarını da anlatacağız elbet, az sabır...

22 yorum:

Sagır Kedi dedi ki...

Ya önce sen şu feminist yorumları bir yayınlasan ya:)) yoksa ben mi bir şey kaçırdım??yazdıklarını destekliyorum!!!ha erkek yapar ha kadın ne farkeder ki...

a. gizem dedi ki...

ayyyy laleee :P
hayallerimi yıktınnnn :)) demek benim gurme saydığım sözlümmmm bana böyle yemek asistanlığı yaptıracak mutfaklarda haaa :P
ben onu öldürmez miyim?
bir daha düşünmeliyim galibaaa :D
ayyy bi de annemden babişkomdan ayrılacagım hem deee :)
of lale off


*****tabi ki bu noktada gizem adlı okuyucu deliler gibi evliliğin güzel yanlarını merak etmektedir:):)
çünkü emin olun kendini kandırıp bi güzel evlenecektirrr :P

uyuz cadı dedi ki...

gizem haha, evlen tabi canım. o kadar da demedik yani.
ama eğer ki deniz alışılmış erkeğin dışında değilse bu durmeliği seni eleştirmek için kullanacaktır. mesela yaptığın yemeklere 'ay şunu da koysaydın bunu da koysaydın', yada mutfakta gelip dır dır yapmak gibi.. tabi ilk aylar değil, sonradan alıştıra alıştıra :))

uyuz cadı dedi ki...

sağır kedi, aldık bikaç tane öyle yorum çok şükür :9
ama yayınlamayacağım, uyuz oldum çünkü.

a. gizem dedi ki...

bence şöyle yapacak: benim yaptıklarımı beğenmeyip, bir de işyerinden erken çıkmasının fırsatı ile gelecek evine yapacakkk ! höyt :PP
yaniii ben hadi üşendim aşkımmm diye salata malata yapacagım çünkü aç kalmak istemeyecek canım sevgilim benim .
yanlız lale bu aramızda bi sır :))
lütfen kendisinin haberi olmasın,
egeli olmasına ragmen kendini maço türk erkeği zannediyor, ben ise entrikaaaaaa! şeklinde dolaşıyorum.

senin eşin de entrikacı bence, üstün dökmen bi programında anlatmıştı
hiç yemek yapmazmış
derken bir gün eşi köfte pişirirken bi telefon gelmiş yanmasınlar diye bakarmısın demiş eşi, üstün dökmen de tamam demiş, sonra yemeğe geçmişler :) eş demiş ki "hayatımda yediğim en güselll köftelerrrr!" o gun bugundur üsütn bey köfteleri yaparmış evde :D

burada gizoştan türk flimlerindeki kötü kadın kahkahası çıkar: ve ben de denize öyle yapiciiiim :P
aynı yöntemi bence eşin de kullanmakta :)) biraz kandırmıs seni be lale güzel yapıosun ayaklarında :) beklemezdim ama neyseeeeeee

Sagır Kedi dedi ki...

Sen uyuz olduysan bende uyuz oldum be miyawww:)))

ferulago dedi ki...

Ben de evlenmeyeceğim diyenlerdenim, hatta bunu 32 yaşıma kadar geciktirebildim ama sonunda gelip beni de buldu evlilik. Benim de sabah kahvaltısından yana sıkıntık var. Evlendiğimizde birlikte hazırlarız diye düşünmüştüm, ancak ben 8'deeşim 12 'de kalkma eğiliminde olduğumuz için hep bana kaldı. Erken kalkmaya karar verdiği zamanlarda ise "kahvaltı hazır olunca beni uyandır" oldu :)

EBRU ve RİMA dedi ki...

Mutfak olayına bayıldım:)evet nedendir herşeyi yerine koymak yerine, el altında ,tezgahda, gelişigüzel bırakmaları.Mutfak hangara döner bi anda.AMA SAKIN HAA SURAT ASAMAZSINIZ BİRDE MUTLAKA ELİNE SAGLIK DİYECEKSİN UNUTMAYACAKSIN.çOK BOZLULABILIRLER.
Benim eşim pilav dışında bişey yapmaz...onu bile yapması yeterince dagınıklık yaratıyor zaten.

Emin'in Annesi dedi ki...

uyuzcum evlilik aslında sandığın gibi biz değil 'kadın' bence.Nasıl mı mesela bizim evde.Eşimle aynı işyerindeyiz.Ama nedense sabah ben erken kalkmalıyım,ben kahvaltı hazırlamalıyım,Emin paşanın okul çantasını vs ben hazırlamalıyım,iş dönüşü ben market yapmalıyım ve ne yemek yapılacağını ben düşünmeliyim,emini okula ben bıraktığım gibi ben almalıyım,akşam eve Eminle haldır haldır gelip haldır haldır yemek ve toplama yapmalıyım.Birde bubların yanında Emin paşanın her isteğine ben koşmalıyım.Oyun oynamak,banyo yaptırmak,çişini yaptırmak,ağladığında gönlünü yapmak vssssssss...... daha ne diyim.Var mı bu evlilikte 'BİZ' ?
Daha yazacak çok şey var.He atlamadan birde misafir ağırlamalıyım.sevgiler

AssoRTieK dedi ki...

:))seni boşiycak adamdaa akıl yokturr akılll!senin gibi sewimli,tatlı dilli bişi nası bırakılır yaa:)
bana diolarki sen höyt dedinn de oturcak adam arıon dimii,bi de bulaşık yıkasın ohh,öle hayal kuruodum kıs ben hep:)

uyuz cadı dedi ki...

serpilcim, şımardım :))

uyuz cadı dedi ki...

sağırkedi, akıllı kedi :)

uyuz cadı dedi ki...

gizemcim valla doğru dediklerin. ama o taktiği yiyen var yemeyen var. eşime benden güzel yemek yapıyosun desem de hep bana kalıyo nedense..
akıllı bi kişilik demek ki.

bide şu versiyon var, yemek yapılır her yer darman duman edilir ki bir daha istenmesin. buda akıllıca bence.

uyuz cadı dedi ki...

ferugalo, bizde bide şey var, mesela ben temizlik mi yapıyorum? eşimde dışarı çıkmak istedi. ama temizlik yapıyorum derim, bırak ya sonra yaparsın der. birlikte yapalım bitsin yada gelince ikimiz yaparız yok. yine ben yapıcam ama beyefendi lutfetti sonra yapıcakmışım..

uyuz cadı dedi ki...

ebru dimi ama? herşey ortada kalır, ben toplarım yemeği de o yaptı olur.
eniştem mantı ısıtırken bile tavana salça sıçratmıştı, aman diyim..

uyuz cadı dedi ki...

eminin annesi, ayy okurken bunladım. sen nasıl baş ediyosun herşeyle? vallahi helal sana.
anneliğin getirdiği bi sabır mı desem ne desem bilemedim.. ama gerçekten takdir ettim..

♥ Craft Woman ♥ dedi ki...

Valla şeytan kulağına kurşun benimkisi çamaşır asar makina boşaltır haftasonları erken kalkar.Akrep erkeği kedi mi ne anlamadım. Su sever ya akrepler geçen gün paçaları çekmiş kırom benim küveti cifliyordu. Ben birşey yapmadım doğasında var yani :)

uyuz cadı dedi ki...

oo cw, seninki süpermiş yahu :)

Adsız dedi ki...

merabalar
ben evliliği düşünmek için çok küçüğüm,üniversite öğrencisiyim.ama ileride kesinlikle ev hanımı olmak istemiyorum...yazdıklarınız bayağı bir yıktı beni.ev hanımı olamam,böyle yoğun bir tempoya dayanamam,annemden ayrılamam :S
imdat mı demeliyim?

uyuz cadı dedi ki...

caım ev hanımı olmana gerek yok evlenince.
ama ister istemez sorumlulukların çok fazla artıyo. ne olduğunu şaşırıyosun. evine işlerini yapan birini bile tutsan yine de bişeyler yapmak zorunda kalıyosun..

ama madem daha ufaksın, bunları şimdiden düşünme derim. çünkü sevdiğin birisi olunca birlikte gelen sorumluluklara da katlanıyosun.
öyle çokta kötü değil yani :)

ferulago dedi ki...

Çok doğru. Sevgi, aşk olmasa ne adamlar bizi çeker, ne de bizler onları çekeriz. :) İyi ki var

uyuz cadı dedi ki...

ferugalo, dimi?
bazen düşünüyorum bütün bunlara neden katlanıyorum diye. çok sevdiğim için diyorum, bi rahatlıyorum :)