3 Kas 2008

Sobe- Evde Hiç Hoşuma Gitmeyen Durumlar

Aslında bu yazıyı diğer bloğuma yazacaktım ama içinde nefret öğeleri barındırdığından uyuzcadı'ya da yakışır dedim, buyurun bakalım..

Gizem'ciğim beni sobelemiş, şimdi biri bana ev mi dedi, düzen mi dedi, gıcık olmak mı dedi? Allaaah, tutmayın beni, içimde bunca zamandır tuttuğum herşey günyüzüne çıkacak...

Liste uzun, başlayalım;
- kedimin kumunun evin içine yayılması ve yürürken ayağıma gelip çatırt diye bir ses çıkartması,
- sürekli toplayıp temizlediğim halde mutfağın hemen dağılması,
- buzdolabını temizlemekten nefret ettiğim halde bunu yapmak zorunda olmam,
- alır almaz tozların tekrardan baş köşeye kurulması,
- Bal'ın mevsim geçişlerinde yada stresli olduğunda dökülen tüyleri,
- tam bir deli gibi günaşırı evi süpürüp silmem, yoksa heryerin kirliymiş gibi gelmesi,
- gelen misafirin ekmek kırıntılarını gözümün içine baka baka yere dökmesi (birşey de diyemezsin, ama gıcık olursun),
- kuş tüyü olması sebebiyle her saniye bozulan koltuk yastıklarını ben düzelttikten bir saniye sonra eşimin büyük bi keyifle kendini onların üstüne atması,
- sigara kokusu (her ne kadar yanımda içilmese bile yine de rahatsız ediyor)
- içinde kül olan kültablaları (zaman zaman delirip direk çöpe atıyorum),
- banyo küvetindeki saçlar,
- eşimin çalıştığı masanın sürekli dağınık olması, ben topluyorum bir saat sonra yine aynı.. beyhude bir çaba..
- sabahları perdeleri açmak, akşamları kapatmak,
- hergün ne yemek pişirsem diye düşünmek, biri bi çare bulsa ya,
- bulaşık makinesinin yıkandıkları halde kirli tabaklarla dolu olması,
- gelen misafirin evi kahve sanması ve fosur fosur sigara içmesi. birgün çok pis dalacağım ama bakalım kısmet kime ,
- eşimin dolaba koymak için zahmet etmediği kıyafetleri toplamak,
- kapıyı kırk kere usanmadan çalan kapıcı (üstümde bornozla bile kapı açacağım yakında, insan müsait olmaz açamaz yani bunu bi anlasa),
- çat kapı misafir gelmesi,
- gelen misafirin sofra toplamak için bana yardım etmeye çalışması (istemiyorum kardeşim istemiyorum. herşeyin yerini ben biliyorum git otur iki dakika misafirliğini bil)
- yatağı her sabah toplamak zorunda olmak,
- sürekli alışveriş yaptığımız halde evdeki yiyeceklerin sürekli bitmesi ve benim kocaman market poşetlerini taşımaktan kollarımın bir şempanze gibi uzaması,
- çekirdek yedikten sonra etrafa düşmüş kabuklar,
- sayısı yüzbin olan kumandalar,
- eşimin tamir alet ve edevatları

Şimdilik bunlar geldi aklıma, yine bulurum keşke yazsaydım derim ama iş işten geçmiş olur..

Ben de Serpil'inkileri merak ediyorum, ve O'nu sobeliyorum..

4 yorum:

a. gizem dedi ki...

işte bu! benim de sinir olduğum şeyler bunlar! dediğim gibi benim aklıma gelmemişti :)) sen açıklamışsın... heyt ben de sinir oluyorum aynılarına, bi tek kedi kumumuz yok, saolsun Şurup hanımcığımız kıymetli totosunu sadece toprağa koyabildiğinden ve kum mevhumunu anlamadığından :))

uyuz cadı dedi ki...

valla seninkilere de gıcık oluyorum ama değişik olsunlar dedim :)
o şurup hanımı da ısırırım, kıymetli toto nolucak :)

AssoRTieK dedi ki...

görev başarıyla alınmıştır we başarıyla tamamlancaktır:)

uyuz cadı dedi ki...

hadi bakalım :))