22 Kas 2008

Takıntılarım / O kadar Çok Ki...

Nazo'cum beni sobelemiş, bu konu başladığından beri ne kadar eğlendiğimi size anlatamam. Özellikle de Ebru'nun yazdıklarına kahkahalar attım, fakat nedense 'ay umarım kimse beni sobelemez' diyordum..
Çok garip huylarım var, ama ne yazacağımı hiç bilemedim.. Bakalım aklıma gelenler nelermiş;

- Evde sürekli korkarım. Bekarken babam yapardı, evlendikten sonra da eşim bu görevi devralmış durumda. Ben bir işle uğraşırken sessiz sessiz gelip birden tam dibimde konuşmaya başlamaları beni çileden çıkarır. Eşime gelmeden evvel haber ver diyorum, ama bu defa da yine birşeye dalmışken 'ben geliyoruuuuum' dediği için korkuyorum.. Bu işten kaçar yok, hep korkacağım galiba..

- Evin kapısını kilitlemezsem hiç birşey yapamam. Gündüz yada gece farketmez, hem kilitler hem de zinciri takarım..

- Sifon çekme hastalığım var.. Başka bir yerdeysem yada banyonun yakınlarında birileri varsa asla tuvaletimi yapamam. Çok mecbur kaldıysam sürekli sifonu çekerim..

- Sürekli ellerimi yıkarım..

- Saçımla başım derttedir. Her zaman harika olmak zorundadır, yoksa insan içine çıkamam.

- Biri konuşurken çok yaklaşırsa nefesimi tutarım..

- Koltuk yastıklarını sürekli düzeltme gibi bir hastalığım var, günde kaç kere yapıyorum bilmiyorum, ama eğer onlar yamuksa ev dağanık demektir..

- Elimi her yıkadığımda banyo lavobosunu da yıkarım, en ufak bir kıl yada kir görmeye tahammülüm yoktur. Eğer dışarı da yıkayacaksam önce suyu açar lavabonun heryerine dökerim, birşey kalmadıktan sonra elimi yıkamaya başlarım..

- Kitaplarımı asla ama asla kimseye vermem. Bugüne kadar benden okusun diye kitabımı alabilen kimse yoktur, evlendikten sonra eşimin birkaç defa verdiği oldu, çok pis kavga ettim..

- Resimlerimi de kimseye vermem, hediye ettiğim tek kişi eşimdi. Ona da zaten evleneceğiz geri gelecek mantığıyla verdiğimi itiraf etmek isterim.. Ama şimdi çocukluk arkadaşım için resim yapacağım, demek ki onu haddinden fazla seviyormuşum..

- Yemekte sürekli su içerim, misafirlikte de su şişesini yanıma alır kimselere vermem. Eğer ilk kez gittiysem sürekli isteyemediğim için susuzluktan bayılma noktasına gelirim..

- Bir şarkıyı çok seversem birkaç gün boyunca sürekli dinler, sonra da midem bulanır ve yıllarca bir daha dinleyemem..

- Biri yemek yerken ağzını şapırdatırsa sinirim tepeme çıkar, yemek yemeyi bile bırakabilirim..

- Misafirlikte masa hazırlıyorsam herşeyi kontrol ederim, en temiz gözüken bardak, tabak, çatal vs yi kendi oturacağım yere en pisini de ev sahibininkine koyarım.. Mantığım da şudur, o zaman temiz yıkasaymış kendi de temiz yerdi..

- Dışarıdayken sürekli tabelaları okur ve çift harf mi tek harf mi diye kendimi yer bitiririm.. Harfleri eşleştirmekten deli olurum..

- Bazı günler konuştuğum herşeyi içimden ingilizceye çeviririm, saçma sapan bir durum gerçekten...

- Bina katlarını sayarım, onu da tek mi çift mi diye incelerim..

- Yolda yürürken sürekli önüme bakarım, özellikle de Kadıkör rıhtım'da, pis birşeyin üstüne basmayayım diye aklım çıkar.

- Bir insanı ilk gördüğümde 6-7 saniye içinde sevmediysem bir daha asla sevemem..

- Süreki kızları incelerim. Bir yerde yürürken veya otururken kıyafetlerine, saç ve makyajlarına bakar eğer yanımdaki bir kız arkadaşımsa dedikodusunu yaparım.

- Bir sürü şeyi yarım yapmışlığım vardır. Bir müzik enstürümanı çalacağım diye tutturup gitar almıştım, sonra bıraktım piyanoya taktım bir süre ders alıp onu da bıraktım. Şu anda kemana taktım, en kısa zamanda onu da alıp bir köşeye atmayı planlıyorum...

- En önemlisi ve hayatımı etkileyen şey biri bana bakarken hiç birşey yapamam. Yemek yapmakta bile zorlanırım..
İşimi ise asla yapamam, bilgisayarda bir tasarım yaparken, resim yaparken, bir yazı yazarken hatta okurken bile biri bana bakarsa o an işimi elimden bırakır gitmesini isterim. Eğer gitmiyorsa yapmam, gidiyorsa arkasından iyice takip eder beni izlemediğine kanaat getirdikten sonra işime dönerim..
Bu takıntım o kadar ileri boyutlarda ki bir defa bilgisayarım ofise dönük ve herkes görebilir diye işten ayrılmışlığım vardır.. Zaten çalışamıyordum, ne yapacakatım? Gündüz ofiste çalışır gibi yapıp akşamları da evde iş mi yetiştirseydim?
Söyledim, çok meraklılarsa yerimi değiştirselermiş..

- Babama karşı çok acayip hislerim var. Çocukluğumdan beri geceleri kalkar sürekli nefes alıyor mu diye kontrol ederdim, babama duyduğum sevgi hiçbir şekilde tarif edilemez. Haftada birkaç defa rüyamda onun öldüğünü görür, ağlaya ağlaya uyanır bir süre de öyle ağlar, sabahta ilk iş olarak yine ağlar vaziyette babamı ararım. Zavallı O da alıştı artık, sesimden anlayıp direk 'ölmedim kızım bak burdayım' diye teselli etmeye başlar..
İşte babama takıntım o kadar fazla ki şu satırları yazarken bile gözlerim doldu..

- Bir de enişteme takıntılıyım, ne yapsa ne dese gözüme bir türlü giremedi. Nedenini ben de bilmiyorum ama sanırım ilk andan gıcığım kendisine..

- Sürekli olmusuz düşünüp 'uyuzcadı'lık yapmama rağmen eğer eşim birşeyi eleştiriyorsa hemen savunurum. Nedenini bilmiyorum ama niyeyse o kötülenen kişinin bana ihtiyacı olduğunu düşünür kanımın son damlasına kadar arkasında dururum..
Hatta bazen 'ne kadar iyi niyetlisin sen de' gibi şeyler söyler, haklı da.. Aslında içimden haklı olduğunu düşünsem de hep karşısında olmayı tercih ediyorum.
Bu trafikte hiç tanımadığım biri bile olabilir, 'ama sen yanlış çıktın adam haklıydı' diye gıcıklık yapmakta üstüme yoktur.
Eğer diğer şöför hatalıysa da 'kim bilir ne derdi var adamcağızın, aklı nerededir' der, yine karşı taraftakini savunurum..
Şimdi yazarken de kendimi sorguladım, cidden manyak mıyım?

- Eve misafir gelecekse kendimi paralarım. Bu çok yakın bir arkadaşım da olsa ilk kez gelecek biri de olsa yorgunluktan hasta olma derecesine kadar temizlik yapar, menü düşünür hazırlarım.. Sonra da 'ee ne oldu ki? o kadar uğraştım2-3 saat kalıp gittiler, salak mıyım neyim' der, bir dahakine aynını tekrarlarım..

- Birini sevdiysem çok zor gıcık olurum, ama bir de beni sinir etmesin o zaman direk silerim..
Kaç tane yakın arkadaşımı hayatımdan çıkartmışlığım var saymak istemiyorum..

- Dediğim gibi birilerini hep savunur, sonra sinirimi tepeme çıkardıklarında onlar için çok pis şeyler yapar hayatlarını dar ederim.. Beni karşılarına aldıklarına pişman olurlar, özür dilendiğinde de asla hemen kabul etmem, uzun süre süründürür sonra tamam derim..
Tabi bu söyledikleri herkes için geçerli değil..

- Bunu da şimdi hatırladım, bloğuma yazı yazarken çok dikkat ederim, her paragrafı yazdıktan sonra okur kontrol ederim. Yazı bittikten sonra bir daha okurum, yayınladıktan sonra tekrardan bakarım, içim dışım o yazım olur yani. Neymiş, imla hatası, düşük cümle vs olmayacakmış.. Olsa ne olur? Asacaklar mı beni?

Şİmdilik bunlar geldi aklıma, elbet daha da vardır ama bulamadım..

Ben de Gizoş'u sobeliyorum. Nişan telaşı bir bitsin cevaplar elbet :)

21 yorum:

n@zo dedi ki...

:)) çok güldüm cevaplarına Lale. Her birimizin içinde irili ufaklı birer uyuz var demek.
Korku durumunun aynısı bende de var.Eşim dün sessizce gelip sarıldı, nasıl çığlık attım anlatamam sana. Evde ikimizden başkası yok sonuçta ama olsun. Korkuyorum işte. Üstelik mutfaktaydım. Bir daha yapma diye sıkı sıkı tembih ettim. Elimde bıçak olur, saplarım belli mi olur? İş çıkarmayalım :p

uyuz cadı dedi ki...

dimi nazo? ben de senin cevaplarına çok güldüm, aslında herkesinkiler çok komik :))
bu korkma durumları da cidden tehlikeli, ay sinir hastası olucam :))

pammuk dedi ki...

harikalar!:)Çatal bıçak yerleştirme ve bina kat sayısını sayma bende de var =)))

uyuz cadı dedi ki...

pamuk hepimiz deliyiz o zaman :))

Adsız dedi ki...

bu zamanda, bu kadar zorluga, strese kimin akli yerinde kalmistir ki canim? hepimiz ayri bi catlagiz iste, muhahahaaa :-D

o bina katlarini sayma, tek mi, cift mi olup olmadiklarina bakma, el yikamadan once lavaboyu temizleme ve daha burada yazmaya utandigim bi suru cinslikler bende de var Lale'cim, sorma...onemli olan bu takintilarin bazilarini yavas yavas azaltip tamamen birakabilme oyununu kendinde kimseye caktirmadan uygulamaya baslaman...goreceksin ki bazi huylar yavas yavas ya azalacak, ya da yok olacak; listenden sildigin her huydan nasil kurtulduguna takilmaya baslayacaksin bu sefer...

ay yazdiklarim birsey ifade ediyor mu acaba yoksa ben de kafayi herkesten cok mu siyirmis durumdayim???

pire xxx

uyuz cadı dedi ki...

gülnurcum bu yazdıklarım bende senelerdir var olan ve hastalık haline gelmiş şeyler. geçerler mi başarabilir miyim bilmiyorum, ama denemeye değer..
yani yazdıkların benim için birşey ifade ediyo şeker :))

EBRU ve RİMA dedi ki...

Sende beni güldürdün işte:):)

Bir şeye çok fazla takıldım baba mevzusuna.Çünkü aynı durum bendede vardı.Fakat benim babam hastaydı o yüzden sürekli nefes kontrol ederdim, aklım çıkardı.Sürekli aynı rüyaları görür ağlar ağlar ağlardım.Hele evlenip ondan ayrı kalınca gece kalkıp arayasım gelirdi aklım onların evinde kalırdı.İşte senin gibi benimde baba takımtım vardı.Oyüzden en çok bu satırlarda takıldım.Allah uzun ömürler versin babacığına...

uyuz cadı dedi ki...

ebrucum çok sağol canım, Allah hepimizin ailesine, canına ciğerine uzun ömürler versin..
babamın öyle çok büyük sağlık problemleri yok ama ben endense çocukluğumdan beri böyleyim..
hatta üzülüyorum evlendiğim için , bazen suçluluk hissettiğim bile oluyo onu bıraktım diye. annemi de çok seviyorum tabi, ama babam çok başka..

Adsız dedi ki...

gizem'cim sana buradan kisa bi mesajim olacak canim; nisana o kadar stres yapip masraf yapmayin, inan gerek yok, bi de ardindan nikah var, enerjini ve butceni ona sakla derim ben...yiyip bitiriyor insani bak, soyleyeyim...kendi nisanimi hatirliyorum da mecburiyetten tam Turk usulu son dakikada yuzsuz bi emri vaki manevrasiyla oldu bittiye getirmistik - sebebi de esimin yabanci uyruklu olmasindan ve babamin buna karsi cikmasindan kaynaklaniyordu ne yazik ki - herneyse, esimin uzerinde bi t-shirt, pantolon, bi cift camper ayakkabi, benim uzerimde de bi beyaz t-shirt, kot pantolon ve bi cift mavi nike ayakkabilarim vardi wallaha Lale'cim bilir ;-) onun disinda ailemin her uyesi guzel, ciddi, klasik, takim elbise, ceket ya da kiyafet giymislerdi!? ama ne yalan soyleyeyim, tek tas,beyaz altin pirlanta yuzuk konusunda kiyametini koparmistim!?

isin kisasi bu gibi ozel gunlerde ben ciftlerin stresten uzak, dogal olmasini, iclerinden geleni yapmalarini tercih ediyorum. sonucta ask, sizin askiniz, iliski sizin iliskiniz, degil mi?

bu arada Ingiltere'den istedigin birsey varsa lutfen ya Lale'ye ya da bana bildir buradan, elimden geleni yapmaya calisirim. Iyi sanslar ve mutluluklar diliyorum :-D

pire xxx

uyuz cadı dedi ki...

gülnurcum herşey için çok geç olabilir, gizem dün akşam nişanlandı :))
ama dediğin doğru, fazla strese gerek yok. insanı yıpratıyo, bunun birde nikahı, evi vs var.
ama senin nişan kıyafetin dillere destandı yani, hasta olmuştum :))
gelinliğini hiç saymıyorum, bir adet elf :))

Adsız dedi ki...

saol canim benim :-D

her gelin kendisine gore guzeldir deyip geciyorum, degil mi??? ;-)

bu arada benim favorim nisan kiyafetim, muhahahaaa!? bi daha firsatim olsa yine ayni seyi yapar, ayni kilik kiyafetle nisani yapardim wallaha...tam pirelik bi durum ve gundu yani ;-)

pire xxx

a. gizem dedi ki...

ben de bu sobeyi aldığımı, en kısa zamanda yazacagımı belirtiyorum :))
ben de acayip eğlendimmm, ama sizlerin yazdığı kadar güzel takıntılar çıkarabilecek miyim bilmiyorum :P o ne demekse! hoşuma gitti her bi takıntı ondan diyorum :D

a. gizem dedi ki...

yaaa :)) yorumları sonradan okuyunca 2. kez yorum yazmak durumu olustu :) valla kusura bakmayın lalecim gülnurcumm :)

ama çok şekersin gülnur, çok teşekkür ederim dileklerin için, lale sen de süper tatlısın, dün gece oldu, çok gec kalmış olabilirsin diyosun ya :D

gülnur valla yazdıklarını okurken inanamadım nişan kıyafetine, ama dediklerinin sonuna kadar arkasındayım fazla masrafa ve gereksizliğe tahammülüm yok benim de, olmasın zaten...:) bizimkine gelince, ben fotoları düzenliyim, blogdan okursun istersen...
lalecim boyle bi portal oluşturduğun için sana ve bloguna teşekkür ederim :)
gulnurcuguma ve sana opucuklerimi iletirim :)

uyuz cadı dedi ki...

gülnurcum haklısın ben de senin nişan kıyafetini tek geçerim. ilk gördüğümde çok şaşırmıştım ama komikti tepkilerim hehe

::puck-robin:: dedi ki...

baba durumu bende de vardı şimdi de nancy yi kontrol ediyorum zırt pırt derin uyuyorsa soluk alıyor mu kontrol ediyorum.
bu arada epey takıntın varmış vay be :)

uyuz cadı dedi ki...

puck robin ben de kedimi kontrol ediyorum :)

Sagır Kedi dedi ki...

püfff okurken yoruldum ama yaww:)))Baba konusundaki takıntımız herkeste var anlaşılan...

uyuz cadı dedi ki...

sağırkedi daha var aslında, sonradan aklıma gelenler oldu ama yazmadım abartmayayım diye.

uyuz cadı dedi ki...

gizemcim, yaz bakalım vakit bulunca, bende ne yazıcam dedim ama başlayınca geldi. hatta daha birsürü varmış aklıma geliyolar ama eklemdim.

bide evet herşey için çok geç :))
gülnurda efsaneydi cidden :)
aslında amacım böyle bir portal oluşturmak değildi, tamamen marketteki adamın tekine uyuz oldum diye yazmaya başladım ama nerden nereye işte :)

SU dedi ki...

işte kızlar ve babaları, bi de oğullar ve anneleri vardır sırf bu yüzden bir çocuk daha doğuracağım galiba :))(erkek olması dileğiyle tabii)

uyuz cadı dedi ki...

su cidden öyle ya. ama mesela benim ablam benim kadar ölüp bitmez, çok sever ama psikopatlık derecesinde değil, bana benzemiyo.
biraz da çocuğa bağlı galiba. eşim de annesine çok düşkün ama erkek kardeşi hiç değil. yada eşimin kızkardeşi de babasını hiç sallamaz mesela. ne bileyim yapıyla alakalı galiba.