29 May 2008

Delirtmeyin Ulennnn!!!

Ya uyuz oluyoruuuuuumm!!
Hadi şu blogger'a çok sataşmim dedim, sonuçta burada yazıyoruz bişeyler. Ama içimdeki uyuz ruhunu dürtüklüyolar sürekli.. Kardeşim ben bu yazıyı resmin altına koymak istiyorum yanına değil!! Acaba bilgisayarı kırmadan bunu yapabilmemin bi yolu var mı? Hani diyorum bilgisayar tuşları, enter olur space olur.. Tanıdık geldi mi size?

28 May 2008

Trafik Tiplemeleri

Trafikte hani hem yayaya hem de araçlara aynı anda yanan yeşil ışıklar var ya, işte onlara uyuz oluyorum. Bence bunlar hiç bizim ülkemize göre değil. Türkiye'de araba kullananların büyük bi kısmının zaten ehliyeti nereden aldığına yada alıp almadığına dair çeşitli teorilerim var. Tek tarafa yanan trafik lambalarına bile kimse uymazken, bi de hem yayaya hem de sürücülere aynı anda yanması çok komik ve bazen çok korkunç olaylara neden oluyor. Ben tabi ki de korkunçlarına değil de komiklerine değinmek istiyorum.. Benim evimin bulunduğu caddede bi tane var bu trafik ışıklarından. Çokta işlek bi cadde burası, bi kere burda muhakkak yaşlı amca yada teyze olur. O teyze yada amca katiyetle bu ışıklara hala alışamamıştır. Elindekini (artık şemsiye olur, çanta yada alışveriş poşeti olur. Belki torun vs bile olabilir) aslında yeşilde geçen arabaya doğru fırlatır ve bağarır. ''Önüne bak be ışık yanıyo görmüyo musuuuuunn?!!!'' gibi nidalar atar. Bu sırada arabanın içindeki şöför yada yolcular da ona bağarır, burda bi süre trafik sıkışabilir. Neyse başka bi grupta müzik dinleyen genç kısım. Onlarda kornalar (tabi duymaz), etraftan iten, çeken, dürten kimselerce kendine getirilir. Bi de tabi medeniyetten uzak kadın tipleri vardır, onlar da şöföre avazları çıktığı kadar bağararak sokak ortasında küfür eden çirkef tiplerdir. Dünya onların etrafında döner sanki. Şu an aklımda bu kadınlara dair bi tip bile belirdi. Genelde 50-55 yaş arasında, kilolu, muhtemelen kız çocuğu sahibi ve o kıza hayatı dar eden, evde oturan çalışmayan ve hayatı boyunca hiç çalışmamış, kocası ondan bıkmış çünkü aynaya bakmayalaı yaklaşık 20 sene olmuş, koyu kumral, küt yada şekilsiz kesilmiş bi kısa saç sahibi (ama o saça hiç şekil verilmemiş yıkadığı gibi çıkmış), şekilsiz bi kapri giymişte olabilir yaz ayıysa eğer (mavi tonları canlandı aklımda) bi kadın. Haa bi de yüzünde mutlaka ama mutlaka ben var. İşte böyle tipte bi kadın şöföre küfür eder. Neyse konu da çok dağaldı...
Bi de son olarak benim gibi kalabalık içerisinde çok sinirli olan, bi an önce o karşı tarafa geçip artık ne halt edecekse etmek isteyen insan tipi. Dışardan çokta hoş gözükmediğini fark ettim. Ama en azından kimseye vurmuyo yada bağarmıyorum...
Neyse üf çok uzadı bu konu.. Bu kadar üstünde durmaya gerek yok. En iyisi herkes araba kullanırken yada karşıya geçerken sağına soluna baksın, sinirlerine mukayyet olsun..

27 May 2008

Hayırdır İnşallah

Bugün hiç birşeye uyuz olmadım. Ölücek miyim ne?

Soruyorum Sizlere!!

Ey Sims, Chuzzle, Zuma, Dynomite, Locco Rocco, Luxor ve tabi ki God Of War oyunlarının yapımcıları sorum sizlere. Utanmıyo musunuz bu kadar güzel oyunlar yapıp zamanımı çalmaya? Hımmm söyleyin bakalım, bekliyorum...

Çıldırmayan Kalmasın

Yerli malı yurdun malı harika tv programlarımız sabahın köründen gecenin bi yarısına kadar sürüyor. Ama haklarını yememek lazım, her biri çok yaratıcılar ve hiçbir format yurtdışından araklanmamış.. Orjinal türk işi yani...

Neler mi? Mesela evlendirme programları. Türkiye'de dönem dönem program modaları oluyor (gözlemlediğim kadarıyla). Bi ara sabah programlarında ağlama, kavga, gürültü kopuyodu. Şimdi yine varlar ama daha az. Araya serpiştiriyolar. Geçen sabah programlarından birine (adı sabah sadece, artık akşamüstüne kadar uzayacak nerdeyse )
Petek Dinçöz'ün programına rastaldım. Ekranda 17 ağustos depreminin yeni ortaya çıkan görüntüleri vardı. Yıkılmış binalar, ölüler yerlerde. Yakınlarını arayanlar, bulmuşta ağlayanlar. Gerçekten çok kötüydü hemen değiştirdim, dayanamadım. Ama bu arada da stüdyodakiler ağlıyodu doğal olarak. Neyse bi 10 dk. sonra tekrar aynı programa rastladığımda herkes ayapa kalkmış göbek atıyodu. Gerçekten kalakaldım öyle. Nasıl bi psikolojileri var ki bu insanların, Türkiye'nin en büyük acılarından biri olmuş bi depremin görüntülerinin ardından bikaç dakika içerisinde bi şarkıya eşlik edip hoplamaya başlıyolar.. Anlamadım, anlayamayacağım da....

Bi başka cinnet olayı ise şu evlendirme programları. Yeni akım ise bu. Çeşit çeşit kanallarda çeşit çeşit danslarla insanları evlendirmeye çalışan başka insanlar.. Şimdi soruyorum ben onlara;
1. evlenmek çok matah bişey midir? Evlenenlerin başı göğe mi ermektedir? Eğer erdiyse benimki neden yeryüzündedir de gökle buluşamamıştır?
2. hadi göğe erdi diyelim, evlenmek bu kadar basit midir? bi programda tanışıp 3 hafta sonra evlenip nasıl bi hayat sürdürülür?
3. acaba evlenen bu insanların % kaçı mutludur?
4. bi de en merak ettiğim şey bu formatı kim bulmuştur?
5. Daha da merak ettiğim kimler izler?
6. O da olmadı daha daha merak ettiğim insanlar neden o programlara çıkar?
7. Bi dolu insanın önünde kaç para maaş aldıklarını söylerken kendilerini kötü hissetmezler mi? Sana ne be kadın dememek için nasıl tutarlar kendilerini?
8. Bi de izdivaç kelimesini kaç yüzyıldır kullanmıyoruz acaba?
9. evlenmeyen kalmasın sloganını bulan kişiye de ne desem? Hiç yormayayım ben en iyisi kendimi...
10. bari göbek atmayın!!
oooofff of!

Hep Romantik Komedi Olsun

Sonu kötü biten filmlere sinir oluyorum.. İçim eziliyo. Onca saat izliyorum, kafam da bişeyler kuruyorum, kendimi kaptırıyorum. Hoop kötü bitiyo kalıyorum öyle.
Ee mi? O kadar işte, yetmez mi?

Ne Bu Çocuklar Yaaaaa!!!

Bahçede çocuklar anıra anıra top oynuyolar. Susuyorum, giderler bulaşma diyorum. Kimseyle kavga etmek yada konuşmak istemiyorum. E tabi bi noktada dayanamayıp ''şişşşştt'' dedim. Tamam tamam diyip ''hadeeee!!'' diye yanındakilere bağardı. İndim aşağıya
- ''ama ne şimdi bu?'' dedim..
- ''olum ben size bağarmayalım dedim ama dimi''
- ''yaaa abla yaaa kusura bakma yaa''
- ''ama olmaz ki yani, burası da bi ev dimi? Sizi de anlıyorum oynamak istiyosunuz ama kafam şişti''
- ''ya aslında şurdaki kadınlar bize gürültü yapıyoruz diye küfür ettiler, ben de onları uyuz etmek için masuz bağırdım ''
- ''ee benim suçum ne bu durumda? Ben niye küfür etmediğim halde aynı sesleri duyuyorum?''
- ''tamam abla gidiyoruz şimdi''
- ''peki, sağolun''.

Nooldu? Gittiler..
Nooldu? Tam 3 dk. sonra geri döndüler..
Nooldu? Sustum..
Nooldu? Yarım saat sonra gittiler.. Azıcık sessizlik oldu.
Nooldu? En büyük asker bizim asker bağırışlarıyla birlikte kornalar başladı..
Nooldu? Hiçbişey...

Markete Her Gittiğimde Birilerini Dövmek İstiyorum

Markette adamın tekine uyuz oldum. Saat 7 buçukta gittim markete, azıcık bişey alıp çıkıcam zaten. Herşeyi toplamışlar, anlamadım bazen 8 buçuğa kadar açık kalır artık neyse bugün bi acele bi acele.. Neyse, bi baktım 10 kişilik bi kuyruk. Neyse dedim o kadar gelmişim almışım bekliim bari.
Adamın biri arkamdayken birden yanıma geldi, sonra sinsi adımlarla önüme geçti.. Nasıl oldu anlamadım. Sanki ben salağım da öyle bakıcam o da geçicek benim önüme.. O kadar beklemişim kuyrukta bi de ona mı sıramı vericem yani? Geçtim önüne bi de ters ters baktım, ama ne anlicak adam dimi? Ben elimdekileri tezgaha bıraktım, poşet aldım bi baktım o salak adam elindekileri benimkilerin arasına koymuş kasiyer bana soruyo ''bunlar sizin mi'' diye.. Ay var ya orda o salak adama uçmak istedim. ''Siz benim arkamda değil miydiniz? Ne şimdi o paketler arada?'' dedim.
''Aaaa onlar sizin miydiiii?'' dedi.
Döverim seni adam...

Azıcık Şablon Ekleyin Be Kardeşim!!

Az önce bi şeye sinir oldum mesela.. Hemen 2 dk. evvel..
Blog oluşturmak istedim, iyi hoş hemen hızlıca yapabildim. Ama neden bu kadar az şablon var ki? Yani o kadar para kazanıyosunuz bu servisten be kardeşim, koyun şuraya 15-20 tane şablon seçelim içinden.. Noolur yani, çok mu masraflı bişey?
Hadi ben tasarımcıyım yaparım kendi sitemin tasarımını da. Herkes tasarımcı mı? Yada ben tasarımcıysam da dandik, sonunun ne olduğu belli olmayan bi blog için oturup tasarım yapmak zorunda mıyım acaba? Hayır güzel bi tasarımla başlasam belki daha çok içime sinicek, devam etmek isticem. Ama kimin umurundaki benim bloğum zaten benden başka.

Amaan neyse..
Bu arada ben de şu imla kurallarına uygun mu yazsam acaba? ''Yapacağım'' mı ''yapıcam'' mı? gibi. Neyse ya içimden geldiği gibi takıliim bari. O an canım ne isterse öyle yazarım. Ama benim gibi anadiline karşı hassas olan bi insana yakıştı mı şimdi?

Beni boşverin en iyisi...

Nereden Çıktı Bu Uyuz?

İçimi dökmek istiyorum. Sinir olduğum, beni uyuz eden şeyleri aklımda kurmaktansa buraya yazmak hoşuma gidebilir. O kadar çok bişeylere sinir oluyorum ki, heralde bu blog dolar taşar.
Kimse okusun diye bi derdim de yok, maksat ben rahalayayım.
Başkalarından bana ne okumuş okumamış...