30 Mar 2009

Nedir?

Misafir;

- Masaya oturur oturmaz ilk kez kullandığınız bembeyaz masaörtüsüne vişne suyu döken midir?
- 'Ay şu çatalı da koyayım' deyip çalışan bulaşık makinesini açarak içindeki suların yarısını mutfağa boca eden midir?,
- Kullanmadığını bile bile burnunun dibinde sigara tüttüren midir?
- Ya da 'sen içmiyordun değil mi?' diye camı açan -ya donacaksın ya da sigara dumanına katlanacaksın- ikilemini kendi evinizde size dayatan mıdır?
- Vişne suyunun kalan yarısını da yıkamadan yeni gelmiş açık renk halının üzerine boca eden midir?
- Kira olduğu için bir çivi çakmadan evvel bile günlerce düşündüğünüz evinizin duvarlarına koltukları vura vura simsiyah iz yapan mıdır?
- Yardım edeceğim diye buzdolabını açıp ne var ne yok karıştıran mıdır?
- Geleceği saati söyleyen fakat habersizce iki saat erken kapıya dayanan mıdır?
- Tuvalete girdiğinizde bile arkanızdan kapıyı vurup birşeyler soran mıdır?
- Ay o niye yok, bu niye yok diye konuşan mıdır?
- Sizin yorgunluktan bir tarafınız yamulmuşken yan gelip yatan mıdır?
- Misafir saygılı olması gereken midir, yoksa sırf bu sıfatın arkasına saklanıp her türlü saygısızlığı yapabilen midir?
- Misafir 3-5 kişi olupta daha az yorulduğunuz, sohbetten keyif aldığınız ve 'keşke biraz daha kalsalardı' diye düşündüğünüz kişiler midir yoksa hurra 15 kişi evinize göç eden ne yediğinizi ne içtiğinizi anlayabileceğiniz, gittiklerinde de 'oh be' dedirten kalabalık topluluk mudur?
- İçinizden gelerek hazırladığınız çeşit çeşit yemeklere 'aaa ne çok şey yapmışsın kalacak bunlar ama. ne gerek vardı cık cık cık' yapan kişi midir? Yoksa 'ay canım çok yorulmuşsun bizim için, teşekkür ederiz' diyen bir başka kişi midir?
- Geleceği saati belirleyebildiğiniz ama 'kalkın gidin artık çok yoruldum kafam da şişti' diyemeyeceğiniz kişi midir?
- Bütün bu yazdıklarımı yaşıyor olmanın verdiği sinir ve sıkıntıyı yüzünüze yansıtamaycağınız, her vukuat karşısında 'yok önemli değil' diye yalandan teselli etmek zorunda olduğunuz birisi midir?

Bu listeyi çok uzatabilirim, ama kafamdaki asıl soru 'misafir nedir?'.

Hiç düşündünüz mü, ne işe yarar? Eğer yukarıda yazdıklarıma yarıyorsa, aman kalsın ben almayayım...

27 Mar 2009

Sıfat Aranıyor

'Herşeyi unutuyorum sen de bana hatırlatmıyorsun' diyen kocama sürekli telefon açıyorum;
- İlacını içtin mi?
- Yemeğini yedin mi?
- Eline ilaç sürecektin unutma
- Bak bilmem kimi arayacaktın hatırlat demiştin.

Dün gece de fırça yedim, neymiş efendim herşeyine neden karışıyormuşum? O çocuk muymuş? Bütün hareketlerine müdahale edilmesinden hoşlanmıyormuş.

Tövbe tövbe!

10 dakika önce 'ilacım bitti ama öksürüğüm geçmedi yarın doktoru arayıp ne yapmam gerektiğini sorar mısın?' diyen sen değildin sanki.

Ben bu adamın karısı mıyım? Aşcısı mıyım? Temizlikçisi miyim? Stres topu muyum? Sekreteri miyim? Annesi miyim? Arkadaşı mıyım? Konu mankeni miyim?
Neyiyim sahi?

Hepsini yap bir de üstüne azar işit, oh be ne ala!

24 Mar 2009

Annem

Benim annem var ya anneeeem! Ah O ne cilvelidir Oooo, ne süslüdür, ne bakımlıdır aman Yarabbi...

Babama da her türlü şirinliği yapar, evleneli 38 sene olmuş anacım bıkmamış bıktırmamış. Hoş babamdan kim bıkar o da ayrı, neyse efendim...

Cep telefonlarından mesaj yazmaya merak salan annem hepimize sırayla dadandı, ablama yolluyor 'Leyla nasılsın? Annen.'
Gülüyoruz tabi, kız yan odada yani merak ediyorsan git sor değil mi?

Birgün de 'seni çok seviyorum' yazmış babama, O da içeride git söyle. Ama yok işin egzantirik olması lazım, gizemli ve değişik... Birkaç saat sonra annem, ablam, babam ve ben dışarıdayız annemin telefonu çaldı gayet normal açtı konuşurken birden sinirlenmeye başladı. Hatırladıklarım şunlar; 'aaaa ne münasebet beyefendi siz ne dediğinizi farkında mısınız? kendinize gelin aaaaa!'.. Sinirlendi telefonu çaaaat diye kapattı.

- Anne ne oldu,
- Yok birşey,
- Nasıl yok? E niye bağırdın o zaman? Kim o adam?,
- Amaaan yok efendim neymiş ona seni seviyorum diye mesaj yollamışım hayret birşey! Terbiyesiz,
- Aaa nasıl yani?,
- Yok ya yalan söylüyor,
- Ver bakayım sen şu telefonunu.

Gönderilmiş mesajlar klasörüne bir baksam ki annem rehberden numara girmeyi başaramadığı için aklından yazmış ve son rakamı yanlış girmiş. Bizim aşk kokan mesajlar elin adamına gitmiş.
Ay anne aaaaay! Bitirdin bizi...

İyi Olmuş Hıh!

Brad Pitt Angelina'sını aldatmış ya hani, oh olsun!

Şu kadına bir türlü ısınamadım gitti, güzel kadın ama sinirin teki. Bir kere psikoljik rahatsızlıkları var bence, onca çocuk ne kardeşim? Çiftlik mi kuracaksın?

Bir de çocuk olunca bakıcı bulacaksın mecburen, haydaaa al başına belayı. Bak Angelina'cığım, ruh hastası gibi paso doğurup aradaki boşlukları da çocuk alarak değerlendirmeseydin şu an bıyıklı bakkal amca Brad ile mutlu mesut yaşardın. Bastın adamı bastın, her yer çocuk. Hem de ne acayip, biri capon gibi, biri zenci, birkaçı sarışın kocaman dudaklı falan. Bari genele bakınca bir konsept görseydik, yok ne bulursa almış kadın.

Çocuk sever miyim, hayır. Evlatlık çocuk alınması güzel birşey mi, evet. Mesela ilk bebeğini gördüğümde çok sevimli gelmişti gözüme, durmadı ki anacım. Aldı da aldı doğurdu da doğurdu. Eee ne oldu? Sen benim tatlı Jessica'ma onca laf edersin, kadının yarasına tuz basarsın şimdi boynuzları takınca da ben ancak deriiiin bir oh çekerim!

Karısını seninle aldatırken iyiydi, ama seni aldatınca tokatla. Yok ya! Jennifer'ın yerinde olsaydın bence gelir kendi saçını başını yolardın. Sende bir basit hava var, gıcık. Yuva yıkanın yuvası olmazmış kızımmm hadi bakalım anca gidersin!

Kaç gündür düşün düşün oh be yazınca rahatladım...

23 Mar 2009

Bir Başlığım Bile Yoook Anlıyor Musuuun?

Aaaay bugün çok sıkıldım üfff.

Az evvel bir önceki yazıma gelen yorumları onaylarken Deniz' e güldüm, arabalarına hırsız girmiş sakız kutusunu bile çalmış. Ne saçma yaa. İnsan nasıl sinir olur gerçekten.. O hırsızı bulsam suratına iki tane çakmak isterim!

Konuyla ilgili aklıma gelen birkaç şeyi yazmak istiyorum azıcık gülelim.

İlki sakız kelimesinden çağrışım yaptı, bir arkadaşım arabasıyla kırmızı ışıkta beklerken mendil satan küçük kızlardan biri cama vurup para istemiş. O da yanındaki sakız kutusunu uzatmış hani şu kocaman içinde 30 tane falan olanlardan. Kız da önce bi eline almış, sonra yüzünü buruşturup 'ben naneli sevmem beeee' deyip kutuyu içeri fırlatmış. Kaç saat güldük hatırlayamıyorum...

Diğerini de hırsızlıktan hatırladım, halamın başına gelmişti. Buna hem gülüyoruz hem de ''ay ayıp mı ediyoruz ne ağlasak daha mı uygun olurdu?'' diyoruz. Tabi bu konuşma genelde annemle aramızda geçer sonra da tamı tamına 4 tane olan halalarımın dedikodusunu yaparız ooh pek tatlı olur..

Efendim halalarımdan birisi titizlikten ölecek neredeyse, kaç yaşında kadın hala evinin her işini kendi yapar başkalarını beğenmez falan filan. Bir kış hırsız gel sen bizimkilerin yazlığına gir. Orada birkaç gün takıl, yat kalk, banyo yap. Hatta kendisine türk kahvesi bile yapmış ve sonra gitmeden önce salondaki halının üzerine büyük tuvaletini yapmış.
Haydi gel de gülme :)))

Bu da gereksiz titizlik deyince beynimden fırtlayıverdi, annemin bir arkadaşı da yine çok titizdi ama o kadar ki yani gıcık olursunuz. Görürsün kadını elini uzatırsın selamlaşmak için, yoook vermez hanım ne o? Mikrop geçer. Ay duyan da burnumuzdan sümükler akıyor falan sanır. Biz de kendimize göre misler gibiyiz yani. Neyse birgün hava rüzgarlıyken bu hanımımızın ağzına kum girmişmiş O da tükürmek istemiş sen rüzgar al o tükürüğü suratının ortasına yapışıtıııır! Ooooh pek iyi olmuş, hala gülüyorum..

Bloğumun konseptiyle pek uyuşmayan saçma sapan bir yazı oldu farkındayım. Ama konsept kimmiş canııım, o bana uysun hıh!

21 Mar 2009

Baloş Gel Kızım Bana Tencere Lazım

Sen misin 'yarın gezeriz' diyen kocaya mırın kırın yapan, tribal enfeksiyonlar kapan, gıcıklıkta sınır tanımayan? Evet benim. Al o zaman bu da sana kapak olsun!

Sabah doktora gitmek için (hayır kendime psikolog randevusu almamıştım, eşim için kbb) arabaya geldik. Eşim silecekleri kaldırmış camın üzerine dökülen yaprakları temizliyordu. Ben de yardım ettim, sonra 'aaa bu kapı aralık amaa' dedim, tabi ardından gelen küfürler olayı (hemen?!) anlamama yardımcı oldu...

Hırsızın biri arka camı kırıp arabanın radyosunu çalmış.. Ne hoş değil mi? Sabah sabah...

'Amaaan' dedim, 'yaprakları temizlememiz çok iyi olmuş, arabanın tek kusuru oydu çünkü'.

Doktora gittik, işimiz biraz uzadı (hayır bana deli gömleği giydirmediler, rontgen çektirdik), sonra eşimin babasına gittik. Oradan eve dönüp karakola uğradık, zabıt tutturduk. Eşim şimdi camı yaptırmak için tekrardan tamirciye gitti...

Kaçta gelir belli değil.. Güya Tahtakale'ye gidecektik, sonra sinema hatta Zara'yı talan edeceğimi ummuştum... Hadi bakalım evde otur bekle, o arada resim yapabilirmişim mesela. Haklısın kocacığım tabi ki yapabilirim ama canım istemiyor. Zaten kaç gündür üfff püfff halindeyim, bir de başımıza bunlar çıktı...

Kızımla birlikte tencere-kapak otururuz evde...

20 Mar 2009

Drama = Ben

Trip yapmadan duramıyorum, herşey yolunda olduğu zaman içim içimi yiyor.

Haftada en az iki gün mutlaka eşimle ters düşmem lazım, neden olsun olmasın hiç önemli değil. Can alıcı nokta benim 'ne oldu?', 'neyin var?', 'ne yaptım ki?', 'sen bana trip mi yapıyorsun?' sözlerini duymam.

Allah' ım nasıl mutlu oluyorum!

Dünün konusu dün gece elden bırakılamayan yeni cep telefonuydu, bir trip rüzgarıyla erken uyudum. Yorganı kafama çekmiş huzurlu bir şekilde uykuya dalmaya çalışırken zavallı koca kırk türlü takla attı, yok efendim neyim varmış, ne olmuşmuş, ama O da çok hevesliymiş bıraksaymışım telefonunun tadını çıkartsaymış mışmışta mışmış...

Ayol al istediğin kadar takıl, umurumda değil ki.. Sen telefonla oynamasaydın ben o çok sevdiğim drama kraliçesi rolü için başka bir kulp bulurdum.

Sabah hem konuştum hem de gıcık gıcık davrandım, 'sen bana kızgın mısın hala?'
'Yooo ne alakası var?'
'İyi o zaman'.

Bütün gün hiç aramadım, arasa duymadım sonra evde;
- neyin var?,
- sıkıldım ben,
- tamam yarın gezeriz,
- aman iyi,
- hı?,
- üffffffffffff dedim üfff..

Şimdi de bilgisayarda birşeyler çiziyorum, takıldım yapamadım seslenmek yerine telefonunu çaldırıyorum geliyor. Sonra utanmadan;
- 'o kadar seslendim niye duymuyorsun?' dedim (yuh yani),
- 'ayy müzik dinliyordum sen çaldır ben gelirim' dedi...

Yazık ayol, evet böyle söylüyorsunuz duyuyorum. Hayır yazık değil, O da dün bütünnn gece telefonuyla takılmasaymış cık cık cık...

not: bunları itiraf ettim diye üstüme üstüme gelmeyin size de trip atarım, ne de olsa drama kraliçesiyim...

19 Mar 2009

Çok İşe Yarayacağı Kesin

1 yıl önce;

Koca: İphone alacağım,
Ben: Hayır almayacaksın,
Koca: Ya alacağım yaaa,
Ben: Hayır,
Koca: Bıdı bıdı bıdı....

Aradan bir yıl geçti;

Koca: İphone alacağım,
Ben: Hayır almayacaksın,
Koca: Ya alacağım yaaa,
Ben: Hayır,
Koca: Bıdı bıdı bıdı....
.....
Sonsuzluğa uzanan ısrarlar üzerine;

Ben: Ne yapacaksın iphone' u? Tutturdun,
Koca: Ya benim sürekli maillerimi kontrol etmem gerekiyor bilmiyor musun?,
Ben: Yoo bilmiyorum,
Koca: Almam lazım,
Ben: Ofistesin bütün gün, eve gelince de buradan bak işte ne gerek var mailine illa yolda bakacak mısın?,
Koca: Bıdı bıdı bıdı....

En sonunda dün gider alır. Akşam;

Ben: Eee internete nasıl bağlanacaksın bununla dışarıda? Operatörle anlaşma yaptın mı?,
Koca: Yoo yapmadım,
Ben: Niye?,
Koca: Amaaan bütün gün ofisteyim, yolda da bakmasam olur yani, evden bakarım,
Ben: Başıma bela mısın nesin ya?!

Oyum Hiçkimseye

Evimiz işlek bir caddenin üzerinde, haliyle seçim arabaları burnumuzun dibinden geçip geçip duruyor. Sabahtan akşama kadar megafonla bağıran bir adam ve abuk subuk uyarlanmış komik şarkıların eşlik ettiği parti arabaları 'oyunuzu bize veriiiin! şunu yapacağııııız' bunu da yaparıııııız!' diye gezip duruyor.

Anlamadığım şu, sırf sokaklarda bağırıyorsunuz diye kim tutup size oy verecek? Çoğunluğun bir siyasi görüşü vardır, kendini yakın hissettiği, oyunu vereceği birileri zaten oluşmuştur.

Ne ki bu şimdi?
Sen daha çok bağırdın, caddelerden sokaklardan gelip geçtin ismin aklıma daha çok kazındı. Hımmm o zaman oyumu sana vereyim bari..
Bu mudur?

Ben daha çok gıcık oluyorum, rahatsızlık veriyorsunuz. Hasta mı var? Çocuk mu uyuyor? Nedir ne değildir, bütün evlerin önünde bağırıyorsunuz.
Şöyle düşünürüm, kendi çıkarları için millete rahatsızlık veriyorlar bunlar mı beni düşünecek iyi hizmet verecek?

Bağırmayın kardeşim, bi gidin!

17 Mar 2009

Eyvah Ki Ne Eyvah!

Esra Ceyhan ömrünün sonuna kadar ekranlardan kopmayakmış, yandık...
Allah'ım sen milletce bize acı, ne olur?

Vestel Mi? Asla!

Vestel'in yeni reklamı.

Ne yapsak ne yapsak? Ürünlerimiz felaket, hakkımızda sayfa sayfa şikayet var.
Ne yapalım? Değişelim!
Süper fikir, değişelim ama teknolojimiz kalitemiz değil sadece ve sadece reklamlarımız değişsin biz aynı dandiklikte kalalım...

Reklamı izlediniz mi?

Daha evvel Turkcell reklamlarında oynamış olan fakat 'beni hep arkalara koymuşlardı sizi çok sevdim burada bir tek ben varım' diyen çok bilmiş ve yetenekli velet televizyonu net görememektedir. Anne ise umursamazdır, (yanlız tuniğinin hakkını yiyemeyeceğim çok güzelmiş).

Televizyon adeta Transformers filminin çakması bir modele bürünüp (pardon pardon olsa olsa Transformers Vestel'in çakması olabilir) haşırt huşuuuurrtt cırrrttt viyuvvvvv gırrrjjj gibi gayet yüksek ve anlamsız sesler eşliğinde çocuğun üstüne üstüne gitmektedir. Çocuk hiiiç korkmaz, anne ya gamsızdır ya da sağır. İnsan sesleri duymaz mı? Hem de açık mutfak, salonun dibinde yani...
En sonda da 'soyun mu ne soyunu?' deyişini anlamak için birkaç defa dinledim.

Eğer o robot televizyon bizde olsaydı derdim ki 'robot kardeş hazır gelmişken bizim şu Vestel çamaşır makinesini ve süpürgeyi de tamir etsene'.
Edebilir miydi bilmiyorum tabi, o riski alıpta kendini rezil etmek ister miydi sizce?
'Hımm bir de unutmadan kendini yağla da o sesleri çıkartma. Madem o kadar teknolojiksin sessiz olmasını da bil'. Muhtemelen üzerime yürürdü.

Teknolojide Dönüşüm Başlıyormuş! Duy da inanma, sen gel de şurada 3 sene önce alınmış çamaşır makinesini tamir et ya da yenisiyle değiştir. Hayatımda hiç bu kadar dandik birşey görmedim...

Ne yaparsan yap, robot gezdir, Teknolojide Dönüşüm Başlat, istersen ağzınla kuş tut bir daha hayatım boyunca Vestel markalı hiçbir ürün almam. Kimseye de tavsiye etmem.

Hadi bakalım sıkıyorsa Müşteri Memnuniyetinde Dönüşüm Başlat!

13 Mar 2009

Bir Buna Yanarım

Bu ev benim değil mi kardeşim?! İçinde yaşayan kim? Ben!
Eee o zaman neden gelen kimseye sözüm geçmiyor? 
- Yaa bırak bırak yapma. Gerçekten gerek yok ben zaten yarın yapacağım (herhangi bir derleme-toplama işlemi için),
- Yok ben onu öyle seviyorum (dekorasyona ait bir obje için),
- İstemiyorum ama benim böyle hoşuma gidiyor (bir yemek için),
- Hayır hayır değiştirme elim oraya alışmış benim (mutfak çekmecelerinin içi için),
- Ya yarın misafir gelecek zaten ben yapacağım (elinde süpürge evin içinde gezenler için),
- Benim koca istemiyor, herşeyin tamiratını kendi yapar (bozulmuş birşeyler için),
- Kalsın kalasın bırak aaa (bozdolabımın içi için),
- Bugün dışarıda yiyeceğiz biz, yemek yapmıyorum (dolaptaki herhangi bir sebzenin akibeti için)...
Bu ne beeee?! Aaaaa, kafayı yemek üzereyim. Evime gelen aile fertlerim, misafir, yabancı, ilk kez gelmiş, son kez gelmiş farketmez herkes ama herrrkes işime burnunu sokuyor.
Bi rahat bırakın, burası benim evim kardeşim! Sürekli seçimlerim üzerine açıklama yapmak ve savunmak için çaba sarfetmek zorunda mıyım? Size ne?
Ben nasıl uyuzcadıyım? Evimde bile lafım sözüm dinlenmiyor yanarım yanarım buna yanarım...

2 Mar 2009

Düğünler ve Fotoğraflar

Hani evlenirsiniz ya, o gün sizin için eziyete dönüşür. Gelinlikli olduğunuzdan herkes size bakar, yolda yürürken, arabada, sağda, solda.

Aaaaa bak gelin! Uzaylı sanki, ne var evleniyoruz işte hayret bişey.
Kuaförün aralanan kapısından içeriyi görmek için uzanan, burunlarından sümükler akmış yerden bitme kafalar; 'aaaa anneee bak gelin'.
Salak!
Az sonra 'aaa anne bak katil gelin' diyeceksin haberin yok!

Neyse işin bir de fotoğraf kısmı vardır ki, tam bir eziyettir. Eğer benim gibi fotojenik olmadığın için fotoğraflardan nefret ediyorsan, hadi bakalım al başına belayı. Çektirmesen olmaaaaz, çektirsen hiç olmaz. O koca elbiseyle nasıl duracağını, ne tarafa bakacağını bilemezsin. Ay eteğime basma, ay duvak kaydı, ay çiçek nerede? Amaaaan! Bu ne be!
Şahsen ben şu an onlara baktığımda çektirirken ne kadar sıkılmış olduğum dışında başka da birşey düşünemiyorum.

Ülkemiz gibi 3. sınıf ve geneli kırolardan oluşmuş biryerde de değişik adetler türemiş, fotoğrafta gelin ve damat birbirlerine iğrenç iğrenç sarılmışken arkada gelinin bir ton makyajlı suratının yakın plan çekimi (tabi ki sonsuz bir sırıtma içinde), onun da arkasında yanar dağ falan..
Bu ne şimdi? Güzel mi? Salak mısınız? Kör müsünüz? Hiç gerçek dünyada var olmadınız mı? Yanardağ patlamış, bu salaklarda üstlerine doğru gelen lavların önünde sarılmış sırıtıyorlar!

Tek birşey söyleyeceğim, siz üremeyin olur mu? Evlendiniz, bari soyunuz devam etmesin.
Bu kafayla yetiştireceğiniz çocuklardan ne size hayır gelir ne kıro memleketime.