29 May 2009

Süt Zaralı Mı?

- Selam süt abi!
- Hiç komik değil! Süt benim!
- Bende de var.
- Sahi miiiii? O zaman çocukların beslenmesinde sen yeni yardımcımsıııın yuppi!

Diyalog Kinder'in süt dilimleri reklamından. İzlemeyenler için burada.

Şimdi süt abi'ye soruyorum, sen salak mısın? Ne çabuk ikna oldun öyle. Elin kara oğlanı gelmiş sana 'bende de var' diyor hemen atlıyorsun. Azıcık aklını kullan, ya yoksa hımm bunu hiç düşündün mü? Ya kara oğlanda süt yoksa o zaman ne halt edeceksin? Annelere bunun hesabını nasıl vereceksin ha söyle bana!

Kara oğlan süt dilimi olmasa, içerisinden süt yerine çok zararlı birşey çıksa yiyen çocuklar senin gibi mongol olsa... Düşün bakalım...
Hoş süt olsa ne olur, eğer süt bu kadar gerizekalı birşeyse zaten çocuklar onu da tüketmesin.

İnsan bir sorar soruşturur da öyle kabul eder. Hem kendi kendine niye karar verdin sen şimdi? Dünya üzerindeki tek süt sen misin? Yüksek Süt Meclisi gibi biryer yok mu ki? Git bi sor bakalım onlar da senin kadar kolay ikna olacak mı?

Ben bundan sonra süt müt tüketmem arkadaş! Güvenim yerle bir oldu!

Güzeeeeeeeel Nıhahahhaaha

Az evvel kendi halimde ve düşünceler içerisinde yürürken kulağımın tam da dibinde, evet evet nefesi hissedip tüylerim diken diken olacak derece dibimde bir ses 'saçlarınız çok güzel' dedi.

Olduğum yerde zıplayıp iki de takla attıktan sonra arkamı bir döndüm, kadının teki dik dik bana bakıyor.
'Efendim?' diyebildim.
'Saçlar diyorum saçlar, çok güzel olmuş modeli'.
Adımlarımı hızlandırarak 'haaa teşş tee te te teşekkür ederim' dedim yürüyorum..
'Deminden beri bakıyorum vallahi harika'
'Haaaaaaa, neyse teşekkür' dedim daha da hızlandım. Çokta koşamıyorum çünkü o kadar çok pilates yapmışım ki bacaklarım ağarıyor.

Bu hatun benimle teeee gireceğim dükkana kadar birlikte yürüdü, bir yandan da hala 'güzeeel' diyordu...

Allah'ım sen bana sabır ihsan eyle! Beni mi buluyor bu psikopatlar!

Emir sana sesleniyorum, o şarkıcı şöyle bu şarkıcı bunu yaptı diye dedikodu yaparken kendini kaptırdın kestin de kestin. Bir daha saçımı bu kadar güzel yapma olur mu?

27 May 2009

Tebriklerrrr Kendime

Bugün bloğumu yazmaya başlayalı tam bir yıl olmuş. Bu zaman içerisinde 336 şeye uyuz olup üşenmeden yazdığım için kendimi tebrik ediyorum...

Beni sizler var ettiniz demeyeceğim, siz yokken de bu kadar uyuzdum!

22 May 2009

Çakma Cadı

Merve haber verdi, çakma uyuzcadı türemiş.

Buradan kendisine sesleniyorum, bari izleyici listemden çıkta yarın öbür gün aynısı dediklerinde 'yok canım ben bilmiyorum o siteyi, bunlar tamamen kendi uyuzluklarım' diyebilesin.

Böyle çok belli oluyor da!
Bugün hep hayvanlardan gittik ama bu durum özellikle de ülkemizde kanayan bir yara. Başka hangi şeye bu kadar kızabilirim ki?

Arkadaşım yollamış bana yazar mısın diye. Bakar mısınız?


Şimdi arabanın içindeki mi dışındaki mi hayvan??? Ben karar veremiyorum da!

Sormak istediğim birşey var, bu durumlara tepki göstermek için yapabileceğimiz herhangi birşey, (sıfat bulamıyorum da) 'bunlar' için herhangi bir ceza uygulaması vs yok mu? Bilen varsa lütfen beni aydınlatsın, birşeyler yapmam lazım...
Hayvanları çok seviyorum, ama onlarla ilgili çoğu haberi okuyamıyorum izleyemiyorum. Çocukluğumdan beri ailem hep kanal değiştirdi, gazeteden o kısmı yırttı attı, biri anlatırken araya konular sokulup geçiştirildi. Şimdi eşim de aynılarını yapıyor.

Duymak istemiyorum, görmek, okumak, bunların varlığına şahit olmak istemiyorum. Görmezden gelmek değil bu, belki yaşamam için bir neden... Düşünerek, varlığını bilerek, çektiği acıların binde birini 'belki' hissederek nefes almam mümkün değil çünkü...

Dediğim gibi okuyamıyorum, bloğumda da bu tarz kötü görüntülere yer veremiyorum... Ama boynumun borcu, bir kişiye bile ulaşsam büyük bir kar.

Okurken başı dönmeyecekler, okurken gözyaşlarına boğulmayacaklar, okurken midesine bıçak saplanmayacaklar bakabilir.

Yapamayacaklardan ise tek istediğim hayvan sevmeleri, yapamıyorlarsa bari zarar vermesinler... Lütfen ZARAR VERMESİNLER!

21 May 2009

Dikiş-i Memnu(niyetsiz)

Dikkat ettim de makinemi aldığımdan beri sadece perşembe akşamları dikiş dikiyorum. Bir ayı geçti galiba, hep mi aynı güne ve saate denk gelir?
Saat 8 gibi başlıyorum 9 buçuğa doğru 'ne kadar beceriksizim' diye söylenip masadan kalkıyorum.

O arada da Aşk-ı Memnu açık oluyor, kumaşlar ve iplerle cebelleşirken bir yandan da 'ulen elalemin karıları ne lüks içinde yaşıyor bir de yetmezmiş gibi çevirmedikleri dolap yemedikleri halt yok sen de burada iki kumaşı üst üste koyama e mi!' diye kendime kızıyorum.

Salak kafam!

Home Ofis

Yazdığım başlığa çok pis uyuz oldum, bir kelime ingilizce bir kelime türkçe. Çok ayıpladım...

Evden çalışmak iyi birşey mi?

Bazen şanslı olduğumu düşünsem de bu fikre alışmakta zorluk çekiyorum...

İyi yanları;
- istediğiniz kadar uyuyabilirsiniz,
- saatlerce trafik çekmezsiniz,
- hergün ne giyeceğim derdi olmaz, eşortmanlar favori iş kıyafetinizdir,
- her sabah saçınıza fön çekmezsiniz (mesela şu an rezaletler, ama ben çalışabiliyorum),
- hava şartları umurunuzda olmaz. yağmur mu yağmış bana ne? istediği kadar sıcak olsun, açarım klimamı oooh mis gibi çalışırım.
- dışarıda yemek zorunda kalacağınız kötü yiyecekler hayatınızda olmaz. örneğin sabahları poça yerine mis gibi taze sıkılmış portakal suyu ve tostla güne başlayabilirsiniz. Öğle yemekleri de aynı şekilde içinize siner, kilo almazsınız hatta verirsiniz bile.
- gün ortasında 'hadi yarım saat pilates yapayım' deme şansınız vardır. dışarıda çalışsanız durup dururken ofisin ortasında topla egzersiz yaptığınızı düşünün, direk kovulursunuz.
- canınızı sıkılınca işi bırakabilirsiniz.
- istediğiniz müziği yüksek sesle dinleyebilirsiniz, hem de kulaklıksız! bu ok önemli.
- 'hava çok güzel, hadi şöyle bir salınayım' diye kendinizi dışarı atabilirsiniz.
- kendi kendinizin patronusunuzdur, istediğiniz kadar internette dolaşabilir, chat yapabilirsiniz. karışacak kimse yoktur.
- çalışma mekanınızı seçme özgürlüğünüz vardır. balkon, çalışma odası, salondaki koltuğa kıvrılarak ya da annenizde&ablanızda... İstediğiniz heryer ofis.

Kötü yanları;
- her an herşey dikkatinizi dağıtabilir,
- günde en az üç defa yemek yaparsınız,
- siz evde olunca ev de sizde olur. yani toplama, temizleme, alışveriş, yemek... daha sayayım mı?
- bazen çok az bazen de fazla para kazanırsınız,
- tam 'bugün boşum şunları yaparım' dediğiniz zamanda çat diye iş gelir, bütün planlar kapak olur.
- gece yarılarına kadar çalışmak zorunda kalabilirsiniz. mesela dün 2 buçukta uyudum, artık başım dönüyordu.
- su içmek için masadan kalkarsınız, geri döndüğünüzde herşey için çok geçtir. aradan ne kadar zamanın akıp gittiğini ancak işleriniz yetişmediğinde anlarsınız. çünkü su içmeye giderken banyo gözünüze çarpar temizlersiniz, o arada iki makine çamaşır yıkanır, asılır. dönerken salonu görür sehpanın üzerindekileri makineye yerleştirmek istersiniz, mutfağa girince çıkmak ne mümkün?! kırk çeşit iş yapıp masaya döndüğünüzde saat size bir güzel kapak olur.
- benim gibi toplama hastasıysanız rahat yoktur.
- nasılsa evdesiniz ya, sanki çalışmıyorsunuz. bolca misafir gelir.
- bütün bunları yaparken 'dışarıda çalışsaydım daha az yorulurdum' diye bolca söylenirsiniz.
- hafta arası evde çalıştığınız için haftasonunu dışarıda geçirmek istersiniz. eşiniz ise bütün hafta dışarıda yorulduğu için evde kalmak ister, orta yol bulmaya çalışırken yine evde kaldığınızı farkedersiniz. daha da iyi olur, çünkü çalışırken dikkatinizi dağıtmış olan milyonlarca şey size haftasonu=yetişmeyen işleri bitirme denklemini dayatmıştır.
- ofiste olsanız göremeyeceğiniz boyalar, tuvaller, çeşit çeşit kumaşlar size göz kırpar. eliniz gider ama işiniz vardır, üzülürsünüz...

Şu an Mashar Alanson'un 'ne bileyim ben' şarkısını dinliyorum, bu bir tesadüf mü acaba? Tam da amaaaan ne bileyim ben yazacaktım...

17 May 2009

Beni Benimle Bırak

Alıştığım şeylerin değişmesinden NEFRET ediyorum!

Eşim tam bir teknoloji hastası, sürekli bilgisayarları, programları, işletim sistemlerini değiştirir durur. Bugün de bilgisayarıma format atacak derken işletim sistemini de bir yüksek sürüme ayarlamış.

İstedim mi acaba???

Şu an hiç birşeyi kullanamıyorum. Hafta içi acil yapılması gereken işlerim olduğunda ne halt edeceğim???

Çok sinirliyim!

14 May 2009

Gönlümden Koptu 5 Olsun!

Bugün caddedeki Zara'da ödeme sırası bekliyordum bir yandan da gözüm doymamış hala etrafta alınabilecek ne var diye bakınıyordum (tipik ben).

İki kişi önümde bir kundak dikkatimi çekti, kadın minicik bir bebeği nefes bile alamayacağı şekilde sırtına takmıştı, evet aynı bir çanta gibi eciş bücüş rahatsız şekilde sırtında taşıyordu. Şaşırdım ve hangi insan evladı çocuğuna bu işkenceyi yapar diye eğildiğimde dükkanın önünde çiçek satan kadınlardan biri olduğunu gördüm.
Sonra kapitalist sistemin ruhumu ele geçirmesine fırsat tanıyarak etrafı süzmeye devam ettim.

Aradan saniyeler geçti, çiçekçi kadın para üstünü alınca 'bu aldığım şey ne kadar ki?' dedi. Kasadaki zavallı kızcağız da '27 lira' diye cevap verdi.
Vay sen misin öyle söyleyen, olaylar zinciri başlamış oldu.

'Gıııııız 20 yapta bunu alam'
'Hanımefendi yapamam'
'Hadi gıııız ne var ki? Yap 20 alam hadi'
'Hanımefendi olmaz, size değil kimseye yapamam yetkim yok'
'Anaaaaam nolur ki beeeee! Hadi gıııııız'
Bu konuşma aynı şekilde uzadı, uzadı, uzadı...

Kasadaki görevli istemezse iade edebileceğini söyledi, 'tamam paramı ver' dedi. Alınca bu defa bıraktığı ürünü eline alıp yine indirim istedi.

Yan kasadaki çocuk müdahale etti, pazarlık yapılmadığını istemezse almak zorunda olmadığını söyledi.

O arada çocuğunu yine aynı şekilde kırk kat etmiş bir kadın daha geldi, sesler yükseldi tantana çıktı. Güvenlik görevlisi ikisini de dışarı almak istedi, kadınlar çıkarken hala 'gııııız 10 yap 10 hadi bak fiş verme bana 10 yap' diyordu.

Gülsem mi ağlasam mı? A be akıllı sanki 20 ye düştü de 10 un kusur kaldı. Çıkarayak bari 25 falan deseydin 10 ne?

Neyse onlar çıktıktan sonra burjuva kadının teki mağazanın müdürünü azarladı, neymiş içeri alınmamalıymışlar. Çocuklarınımı tutucakmış çantasını mı? Elleri terlemişmiş...

Vah ki ne vah! Müdür kadın kanunen böyle bir hakları olmadığını söyledi.
Ne diyecekler yani? Senin tenin çok koyu giremezsin, eee Çağla Şikel de öyle. Sen basma etek giymişsin, eee zaten bu sene uzun ve basma etekler çok moda. Çocuğunu eciş bücüş bir kumaşa sarmışsın, eee bütün Holywood bunu yapıyor. Ne kaldı? Paran yok gibi duruyor belli ki birşey almayacaksın, ona da çüş artık nasıl desinler. Hem çıkartıp 200 tl verdi, valla bende yoktu o kadar. Demek ki paranın kimde olduğu belli olmuyormuş.

Herkese gıcık oldum, gelip çingenelik yapan çingeneye de, insanları aşağılamaya ve ayrım yapmaya çalışan o uyuz kadına da.
Bence burada suçlu kasiyerdi, verseydi 10 liraya hiçbir sorun kalmayacaktı.

13 May 2009

Kuş Kedi

Şu aralar en uyuz olduğum kişi kendim!

Salak ben, her haltı bir arada yapmaya, süperman gibi bütün işleri zamanında ve mükemmel bir şekilde halletmeye çalışırsan hepsi ayağına dolanır bir güzel kapak olur!

Bugün salonun sinkeliksiz camını açık unutmuşum, dakikalar ve çok uzun dakikalar sonra tesadüf eseri gördüğümde kedim mermere oturmuş, rüzgarın sağa sola savurduğu tüyleriyle birlikte tam 3. kattan dışarıdaki kuşları izliyordu. Allah beni bildiği gibi yapsın, gerizekalıyım!

Bu kedi dediğim şahsiyette bütün gün boyunca sinekliğin arkasından kuşlara zıplar yakalamaya çalışır. Nasıl oldu da hiç atlamadı? Atlasa kendi kuş olacak haberi yok.

İki arada bir derede kafamdan dökülen kaynar sularla birlikte 'gel kızım sana cici mama (konserve) vereyim, hadi aşkım koş tatlım' dedim. Cici mama lafını duyunca olduğu yerde birkaç kere zıpladı neredeyse bayılacaktım.

Sonra koşa koşa yanıma geldi, ''cici mama mici mama yok kalpten gideceğim ben burada cık cık cık'' dedim. Müthiş bir hayalkırıklığıyla yüzüme baktı...

Üff neden böyleyim ya?

12 May 2009

Bilirkişi?

Kartımı yutan Garanti bakamatiğinden sonra içerideki görevliye durumu anlattım;

- Merhaba, bankamatik kartımı yuttu,
- Aaa neden?

Ben ne bileyim neden? Maaşının yarısını ver bana o zaman bilirim nedenmiş. Cins misin nesin?

11 May 2009

Offff

Çok sıkıldım!

Hayatımın her bir parçasından bıktım.

Üzerime yapışan bütün sorumluluklardan, yapmam gerekenlerden, yapmak istediklerime vakit kalmamasından, 'mecbur' takısından, zorlanmaktan, 'istemiyorum' dediğimde anlaşılamamaktan, 'istiyorum' dediklerimin HEP sonraya ertelenmesinden, düşlediklerimin gerçekleşememesinden uzak kalmak istediklerimin burnumun dibinden bir adım geriye gitmemesinden, herkesi memnun etmeye çalışmaktan aslında ne istediğimi unutmuş olmaktan, hergün yemek yapmaktan, sofra kurup toplamaktan, her hafta mutfak alışverişi yapmaktan, günümün belirli bir kısmının 'neden hayatım böyle?' 'ben bunu istemiyorum ki, neler oldu böyle?' diye düşünmeye ayırmaktan, geceleri kafamı yastığa koyduğumda 'kendimi mutlu etmek için ne yaptım?' sorusuna cevap bulamamaktan, sürekli sakin ve alttan alıyor olmaktan, sıkılma ve bıkma duygusunun bir 'lüks' sayılmasından, evin işlerinden, kedimin kumundaki kakalardan, banyodaki kıllardan, mutfak tezgahındaki GEBERESİCE karıncalardan, dışarıdaki korna seslerinden, aynadaki benden, her ay uzayan saçlarımdan, boyasamda alttan sinsice çıkan üç-beş tel beyazımdan herşeyden ama herşeyden bıktım!

Sadece kendimi alıp uzaklara kimsenin bana ulaşamayacağı yerlere gitmek istiyorum. Arkamdan ahlanıp vahlansınlar, yokluğumda herşeyin nasıl karışacağını görsünler, kendi sorunlarıyla kendileri uğraşsınlar, çok çok üzülüp 'neden böyle yaptık?' desinler ama beni ASLA bir daha bulamasınlar istiyorum...

Fakat bunları sadece istiyorum, yazıyı yayına aldıktan sonra yine aynı hayatımın içine döneceğim... Zavallı ben.

Bu yazıyı da yorumlara kapatmak istiyorum, bari bu kadarına hakkım olsun değil mi?

8 May 2009

Önemli

Kalbi kocaman blog arkadaşım Nilüfer yazmış, oradan asıl siteye yani kadiköyün kopekleri 'ne baktım.
Biraz okudum, sonra yine kendi kendime 'neden bu dünyada varım?' dedim. 'Bu bir çeşit ceza mı?'.

Düşündüm, hayır ceza değil. Belki de onlara yardım etmek için varım, bu bir ceza değildir. Kendi kendimi ikna ettikten sonra ne yapabilirim diye sitede dolaşmaya başladım.
Ufakta olsa bir yardım eli uzatmak isterseniz lütfen bir bakın.

4 May 2009

Çağlaaaaa, Hadi Atlı Kovalıyo!

Emre'nin 'geç kalan' 'aşkı' Çağla, evinizdeki ışık ve ses sistemine hayran kaldım!

Kareografi için de çok çalışmışa benziyorsun, herhalde o yüzden beklettin kocanı. Hayatında ilk kez dişi görmüş gibi iki tel saça yapışıp kalan ve kendinden geçen Emre'ye de Allah akıl fikir versin diyorum.

Para için yapmayacağınız saçmalık yokmuş gibi hissediyor olmam bir tek benim 'uyuzluk' kapasitemle mi alakalı acaba?