23 Ağu 2009

Mim ve Bir Dolu Zırvalık

Sevgili Nazo, Guguk Kuşu ve Juvenil bana "Kreativ Blogger" ödülünü vermişler, yerinde bir seçim olmuş :p Çok teşekkür ediyorum kendilerine.

Buraya yazdım, içinde abuk subuk ilginç şeyler yazısı var azıcık güler kendi normal halinize şükredersiniz belki.

Görseli de Edoş'tan aldım, ikisini birleştirmiş daha bir güzel olmuş.

Bu ödülü 7 yaratıcı bloggera vermem gerekiyormuş. Hemen herkes yazdı galiba ve blog dünyasındaki hatınların 10 parmağında 10 marifet ama ben yine de aklıma ilk gelen 7 kişiyi söylemek istiyorum.

- Takılarına bayılıyorum, kendisini apayrı seviyorum şeker Gizom, canım arkadaşım.
- Merve'cim... Yaptığı aksesuarlar harika ama onun yanında tam bir dekorasyon cadısıdır. Ne cimcime o, nişan fotoğraflarını gördünüz mü? Ne kadar harika yaptı herşeyi...
- Salıncakta İki Kişi, şeker Banu. Çok iyi kalpli bir insan, bloğu harika. Bazı tespitlerine çok gülüyorum onsuz blog dünyasından aynı tadı alamazdım imkanı yok.
- Ebruş. Resimleri ve diğer işleri çok çok güzel. İkinci bloğunu gördünüz mü? Kabartmalı tablolarını çok seviyorum. Ayrıca bodrum günlükleri serisi de beni benden aldı, bu yaratıcılık değil de nedir? :)
- Lori... Söyleyecek fazla sözüm yok Lori anlatılmaz yaşanır :) Okumuyorsanız çok şey kaybediyorsunuz.
- Guguk Kuşu.. Yaratıcı sen değilsen kim olabilir ki? Uzun zamandır okuyorum ama hala bazı yazıları için 'alıntı mı acaba? Yok canım belirtmemiş baksana.. Aaaa harika yazmış' diye düşünüyorum. Zamanlamaları harika, hep hissettiğim şeyleri yazıveriyor. Yanlız son zamanlarda aynı şeyleri hissetmemiz biraz zor çünkü O bebek bekliyor :)
- Puck Robin, yine hislerime tercüman olan biri.. Ayrıca itine de bayılıyorum, kendisinde gözüm var :)

Kendimle ilgili 7 ilginç şey yazmam gerekiyor, o kadar cins bir insanım ki ne yedisi başlasam 77 ye kadar yazarım. Deneyelim,

- Yemek yemekten nefret ederim. Herkes bayılır değil mi? Ben resmen yaşamaya devam edebilmek için yiyorum. Neyse ki eşim de benim gibi, o yüzden öyle binbir çeşitli sofralar beklemez benden. Fakat ne yiyeceğimize karar vermek hep çok sancılı olur. Yemeksepeti'nde her defasında 1 ile 2 saat arasında süre boyunca seçim yapamadığımızı söylesem dalga geçmezsiniz değil mi? Abartmıyorum, gerçekten iki saat oluyor.

- Tam 10 aylıkken hem yürümüş hem de konuşmuşum, belli oluyor mu? Hiç susmam da...

- Hayatımda hiç sigara içmedim, hatta düşünmedim bile. Alkolle de aram pek yoktur, en son kaç sene önce içtiğimi bile hatırlamıyorum. Fakat muz ve cola hayatımdan asla çıkaramayacağım iki şeydir. Benim bağımlılıklarım da bunlar galiba. Hatta eşim bazen bana takılır 'şu muz ve cola gibi olmazsa olmaz değilim hayatında' diye. Allah akıl versin kendisine :)

- Hayvanları çok sevdiğim bilinir de, bu nedenle sürekli ağladığım bilinmez pek. Pet shop camlarına yapışıp ağlarım ben. Ya da sokakta bir hayvan göreyim hemen gözlerim dolar. Nedenini ise genelde 'ama çok tatlılaaaar' diye açıklarım. Tatlıysa tatlı anacım niye ağlıyorsun?
Kedilerden ziyade sokak köpekleri için daha çok üzülürüm, kedilerden daha büyükler ne yiyecekler de doyacaklar diye...
Sonra mesela cadde ortasında durmuş her gelene geçene kuyruk sallayan bir köpek gördüğümde direk ağlarım, neymiş 'kimse onu sevmiyormuş, tek istediği bir yuva ve azıcık başının okşanmasıymış'. Doğru ama, o gözleri yok mu hele.. Çok dokunuyor bana.

- Şıpsevdiyim. Her 2-3 ayda bir başka şeye yoğunlaşırım. Mesela bir ara her dakika resim yaparım, sonra evin dekorasyonuyla bozarım, film izlerim gece gündüz, dikişe sararım, kitap okumaktan kafamı kaldırmam, evden çıkmam, eve girmem, makyaj malzemelerine sararım, takılara dadanırım, her dakika çanta alırım, hiç sürmediğim halde bir sürü oje alırım...
O dönemlerimde de herkes benim gibi olsun isterim. Mesela dikişe mi sardım, aaaa neden diğer bloglar yeteri kadar bu konuda yazmıyor? Sonra gözlerim kör olana kadar kitap okuyasım gelir ya, neden çok seveceğim tarz kitaplar önermiyorlar aaa? Ay millet beni ne bilsin? Hem benim her ilgilendiğimle meşgul olmak zorunda mı? Öyle saçma bir psikoloji işte...

- İnatçılıkta bir numarayım. Evet dediğime hayır, hayır dediğime evet dedirtmez kimse, ilk kararım hep geçerlidir. Fikrimi değiştirmek istesem de keçi inadım yüzünden söyleyemem.

- Bir defa hırsızlık yaptım. Şöyle ki, ilkokuldayken amcamlara gitmiştik ve ev çok kalabalıktı. Bir kuzenim var benim o zamanlar tam genç tabi. Tıp fakültesinde okuyordu ve çok çapkındı kızlar sürekli mektuplar kartlar falan yollardı.
Neyse canım sıkıldı evde dolanmaya çıktım, kuzenimin odasına baktım masanın üzerinde kalp şeklinde bir Milka kutusu, hiç açılmamış. Zamanın kaşar kızlarından biri yollamış :) Minik minik kalpli çikolatalar var. Gittim geldim dayanamadım açıp bir tane yedim, ama ambalajını bozmuş oldum. Azıcık tutuştu eteklerim ama battı balık yan gider hesabı salona babamların yanına gidiyor hoop odaya kaçıp çikolata yiyordum. O yıllarda Türkiye'de Milka ne gezer? O kadar lezzetli geldi ki bana içinde ancak 2-3 tane bırakabildim. Sonra da ne halt edeceğim diye düşünmeye başladım, evde olan halamın ağzından bir mektup yazdım kutunun üstüne bıraktım güya başka başka çocuklar gelmiş kutuyu açmış yemiş (ama kesinlikle o terbiyesiz çocuk ben değilim) halam da görmüş kızmış notu yazıp çikolatayı dolaba saklamış.
Abim kesin anlamamıştır di mi? :) Üstünden kaç sene geçti, anneme daha geçen ay itiraf edebildim :)

- Herkesin hayvanında gözüm var. Mesela biri ayrılır ortak köpekleri vardır ay bana verirler mi acaba diye düşünürüm. Eşimin teyzesinin köpeği vardı, bakamaz oldu yapıştım benim olsun diye. Bir diğer teyzesininki de çok yaramazdı, gece gündüz konuştum da eşim istemedi. Şimdi çok pişmanlar ama. Çünkü hınzır Dost efendi evden kaçtı 1 senedir bulunamıyor. Keşke sana verseydik diyorlar, gerçi onlar verdi de benim koca almadı. Neyse..
Misal üstteki çapkın abimin daha yeni bebeği oldu ve köpeği biraz üzülüyormuş ilgi dağıldı diye, utanmasam bana verin Candy'i diyeceğim... Belki burada daha mutlu olur kızım nereden bilebiliriz? :)

Evet, 8 tane olmuş abarttım. Şu sıra kör olmak istiyorum o yüzden kitap okumaya geri dönmem lazım. Hımm siz de güzel öneriler yazarsanız iyi olur :)

Bu arada annem 10 aylıkken konuştuğuma emin mi acaba? Sanki doğarken bile bunu yapabiliyormuşum gibi bir his var içimde...

19 Ağu 2009

Sivri Zeka

Hayvanların içinde 'akıllı' diye düşündüğünün bile bu kadar gerizekalı olmasının bir nedeni var mı acaba?

Az evvel sivri zeka kedim Bal'ı klozetten su içerken yakaladım. 3,5 yaşında, ama bu huyunu yeni öğrendim. Yani ayakta uyuyormuşum.

A benim gerizekalı kızım sen köpek misin klozete dadandın?

Biz gidelim en güzel mamaları alalım, yediğin önünde yemediğin arkanda olsun, kabını Allah'ın her günü yıkayıp içindeki suyu tazeleyelim, kışın sıcak yazın soğuk koyalım, hastalanınca üzüntüden ve iyi bakamıyor muyum acaba diye düşünüp vicdan azabından geberelim, haaa unutmadan maaşımızın yarısını da veteriner efendi'ye verelim sen gel klozetten su iç.

Hiç aklın yok mu yavrum? Tabi ki hastalanırsın, bunca zaman ölmediğine şükretmek lazım.

Salak!

Üf Püf

Bazı günler sıkılırsınız, hiç olmaz mı?

Canınız gelir burnunuza yapışır. Değil etrafta kimseyi görmek aynadaki yansımanız bile fazlalık gelir. Gözyaşları her saniye tetiktedir sanki. Bir bardak su bile almaz içiniz, nedensiz yere oflar uçuşur etrafınızda, ne kedinizin ayaklarınızın dibinde yuvarlanması, ne havanın aydınlık güneşli fakat esiyor olması, ne alışveriş fikri, ne dışarı çıkmak, ne içeride kalmak, ne bir arkadaş sesi, ne bir müzik sesi... Hiçbiri neşenizi yerine getiremez, zaten bunu istemezsiniz de. Bıraksınlar da rahat rahat kendi kör karanlığınızda, pis derin küflü derin kuyunuzda can çekişin istersiniz.
Olmaz mı?

Bana olur, işte bugün yine böyleyim. Pek bir mutsuz kalktım yataktan, kendimi zorladım ı ıh olmadı. Bütün gün öyle sürdü, işin acı kısmı gün hala daha tükenmiş değil... Üstüne bir de şu kitabı okuyup bitirdim, umudu kestim daha iflah olmam.

Niye yazıyorum? Çünkü ben bugün kendi kendime kalmak istedim, hatta mümkünse kendim de işin içinden çıkıp gitse de sadece kalsam. Yanımda kimse olmadan somurtmak, saçım başım berbat, ne giysem derdi olmadan üstüm gecelik ayaklarım pofuduk terlik öylesine durmak istedim. Salondaki koltuktan yatak odasındaki yatağa, oradan çalışma odamdaki koltuğa savrulayım istedim. Hep yatay pozisyonda olayım kafam yastıktan ayrı durmasın istedim.

Çok şey mi istedim? Şunu bile bana çok görenler utansın, ne diyeyim...

13 Ağu 2009

İçime Şeytan Kaçtı

Gzötepe Özgürlük Parkı'nı bilir misiniz? İçerisinde mekan olarak çok güzel ama servis olarak berbat bir cafe var. Eşimle işte orada kahvaltı ediyorduk geçen gün, gerçi kim yiyor belli değil. Parasını ben ödüyorum ama etrafımı kediler sarmış herşeyi onlar yiyor.

Neyse, eşşeğin sevmediği ot mevzusu yine 9-10 yaşlarında salak bir kız çocuğu geldi yanımıza (evren sana sesleniyorum gelmesinler!), ayağımın dibinde yemek bekleyen kediye tekme atmaya başladı.

- Napıyosun şşşşş?
- Seviyoruuuuuuaaaaam
- Öyle sevilmez ama canını acıtıyorsun
- Hayıııııaaaaaaar! Seviyoruuuuuaaaam
- Annen seni öyle mi seviyo çocuk? Ayağıyla itekleye itekleye, hı?
- ??!!

Sonraki adım ben kediyi tekmelemedim aslında sevdim demek istercesine eğilerek hayvanla burun buruna gelmek oldu.

- Kızım çekil aaaa tırmalayacak şimdi korsan gibi gezeceksin. Annen nerede senin?

Dana anne öndeki masasa kahve ve sigara zıkkımlanıyor, kızın burda gözü çıkacak haberi yok. Sanki ben doğurdum elin cadaloz çocuğunu da ben sahip çıkacağım.

Sonra durdu durdu dibimdeki sandalyeye yaslandı, öne doğru eğildi. Beni bir güzel süzdü, saçıma, kıyafetime, ayakkabılarıma, ellerime herşeyime baktı baktı (o sırada güya eşimle başbaşa kahvaltı ediyoruz) ve eşime;
- Aaaaaa kulağında küpe var ahahahhahahaahah diye bağarmaya başladı.

- Uzayda mı yaşıyorsun kızım sen hı? Hayatında hiç televizyon da mı izlemedin? Yaratık mısın nesin hadi git bakayım ananın yanına hadi!

Bu ne rahatlıktır be çocuk? Kalkmışsın sabah sabah dibime kadar girmişsin, yemek yiyoruz değil mi? Car car konuşup saçma hareketlerinde rahatsız ediyorsun bir de müthiş bir özgüven patlaması sonucu küpeyle dalga geçiyorsun.

Ben senin o yaşına rağmen 60 kilo olmanla dalga geçtim mi? Taranmamış kıvırcık karman çorman saçlarınla? Gereksiz özgüveninle?
Şeytan diyor ki çak iki tane ağzının orta yerine oh olsun.

Çocuklar neden böyle? Daha doğrusu anneler babalar neden böyle? Doğurdun sahip çık, azıcık terbiye ver millete askıntı olmasın, rahatsız etmesin. Kendileri için birtanecik ya, dünyanın en muhteşem ve harika yaratığı ya, güzeller güzeli zeka küpü ya, onu sevmeyen ölsün ya sanıyorlar ki herkeste aynı düşünüyor.

Al o çocuğunu yoksa elimde kalacak karışmam!

12 Ağu 2009

Derdime De Bak Hele

Dün gece rüyamda tatile gidiyorum, ama öncesinde sabah duş aldığım için bavuluma jöle ve saç spreyimi koymuyorum. Unutup evden çıkıyorum sonra vardığım tatil mekanında çok önemli bi yere gidecekmişim ve duş alıyorum ama o da ne? Jöle yok, sprey yok!
Hele derdime bakın!

Bir tane alışveriş merkezi varmış, orada dolanıyorum deli gibi 'watsons falan da mı yok burda ya?' diye diye. Küçük bi kız çocuğu iniyor yürüyen merdivenlerden, üstünde pembe birşey var ve altı tekerlekli spor ayakkabılardan giymiş onlar da (tabi ki) pembe. 'Gel' diyor elimden tutup 'seni bir yere götüreceğim orada istediklerinden var'. 'Nerede?' diyorum, 'yakın yakın' diyip beni çekmeye başlıyor. Sormaya devam ediyorum 'nerede?', en son anlıyorum ki 90 dakika yürümemiz lazımmış. Gitmiyorum çünkü o çok önemli yer (neresiyse) geç kalabilirim, sonra başka birileri imdadıma yetişiyor, 'kuaför yok mu burada?' diyorum. Bir yer buluyoruz ama briyantin varmış, istemem öyle parlak parlak Memoli gibi diyorum. Üstelik iki tatlı kaşığı briyantin için 15 lira istiyor, değmez diyip çıkıyorum.

Uyandım, ah neyse evdeyim hem jölem hem de spreyim var diye sevindim.

Manyak mıyım? Evet.

Peki bütün bu saçmalıklar eşimin sürekli gece uykusunda ve uykumda bana vurmasından kaynaklanıyor olabilir mi? O da evet.
Her gece dayak yer mi bir insan ya? Sağa dön çotaaaaa sola dön çotaaaaa. 'Ay afedersiiiiin yine mi vurdum?'

Evet evet evet! Aaaaaaaa!

11 Ağu 2009

Aaaaa

Pek sevgili takipçiler, öyle alttan alttan zırt bırakıp pırt tekrar izlemeye almayın beni hasta etmeyin haaa!

Sonradan ekleyen biri olunca anlaşılıyor da bakıyorum en son sıradaki kişi duruyo ama sayı azalmış, yok çoğalmış. Bi durun oturduğunuz yerde sıkıldım vallahi aaaa!

10 Ağu 2009

Aşk Kadar Taş

D&R'daydık geçen gün, gecenin 11'i kapanmasına 5 dakika kala attım kendimi içeri birileri kolumdan tutup kapının önüne koyana kadar oradayım.

Büyük bir yüzsüzlükle kitap sormak için hala çalışan zavallı görevlinin yanına giderken 55 civarı yaşlarda olan ve fakat bunu kabullenmemek için elinden gelenleri ardına koymamış bir kadın (bolca sarı saç, kötü bir fön, hafiften botoks, makyaj, daracık jeanler, topuklular gibi ayrı bir konuya malzeme olabilecek birçok şey vs vs) yanındaki daha az yaşlı olana 'ya şeyyy ımmmm neydi yaaa üfff? hani herkes okuyo yaaa çok güzel diyolar işte.. herkesin sevdiği kitap?!' gibi ipuçları vererek kıvranıyordu.

Sonra önüme atladılar ve aynı cümleleri kızcağıza da söylediler;
- herkes okuyo ya canııııım

- adı ne hanımefendi?
- bilmiyorum kiii
- yazarı?
- ya bilmiyorum işte herkesin elinde amaa çok beğeniyolaaaaar

Ne diye kıvrandığını anladım ama sinir olduğumdan söylemedim, arkadan bir görevli daha geldi;
- 'Aşk mı?' dedi,
- Aaaaa tamam işte galiba oydu adı?
- Elif Şafak?
- Haaaa evet evet oydu evet. Pembe di mi?

Sonra kitabı aldı çıktı gitti.

A be gerizakalı! Adını bilmezsin, yazarını tanımazsın, sorsam konusundan bi habersin ne demeye aldın o kitabı şimdi?
Yoksa tatile mi gidiyorsun?

Havuz başında 5 kişi kitap okuyorsa 3 tanesinde Aşk vardı, hatta kadının teki elinde bir kalemle altını çize çize okuyordu. Dönüşte sınav var herhalde diye düşündüm.

Merak etsemde sırf bu popülaritesi yüzünden aşk'ı okumayı reddediyorum. Göre göre bıktım be!

7 Ağu 2009

Otobüs Tiplemeleri

Tatil için son anda karar verirseniz, belediye otobüsü kalitesindeki en dandik havayolunda bile bilet fiyatı 250-300 tl civarı olabilirmiş, bunu öğrendim. Mecburen otobüse bindik. Araba ve özellikle otobüs yolculuğunda NEFRET ederim. Uzun yoldan çok daha fazla nefret ederim. Resmen bir işkence...

Dedim ki bari gece olsun hiç değilse uyurum belki 11 saatlik yol daha çabuk geçer.

Dönüşte aynen şöyle insanlarla karşılaştım;

Model 1: Öldürülesi çocuk:
Hiç şaşırmadım, eşşeğin sevmediği ot misali nereye gitsem en gerizekalısından bir çocuk tam dibimde bitiverir. Arka koltuğukta 9-10 yaşlarında malın en önde bayrak sallayanından bir velet vardı. Yanında da annesi, ben babaannesi falan sandım ama değilmiş. O çocuğun çatlak ve kısık sesi hala kulaklarımda. Neymiş, acıkmış!

Terminalde araba kalkmadan iki saniye evvel dedesi sandığım baba elinde 'sucuklu tost'la geldi, nasıl koktu anlatamam. Bari lahmacun alsaydınız! Neyse çocuk tazmanya canavarı gibi etrafa saça saça zıkkımlandı ama bu defa ağlayıp yalvarmaya başladı ' ama çok açıııııım doymadım kiiiiii lütfen baba sana yalvarıyorum bir tane daha allll'.
Ne ayısın sen be! O doymadığım dediğin şey var ya senin iki katın olan benim sabah kahvaltım oluyor ve öğlene kadar acıkmıyorum. Yuh! Getirelim önüne bi öküz koyalım sırtından dişlemeye başla. Ağladı ağladı o sırada otobüs hareket etti bir tost daha alamadılar.
Bu defa tekerlek döner dönmez çocuk başladı muavinden kek istemeye. 'Pardooooooon bişey vermicek misiniz artık? Acıktık ama!'. Bu sırada bağarıyor tabi, o ses normal olamaz ki.

Söylendi söylendiii, 'ay anneeee! o kekleri çok seviyorum ben olsa yesem. niye gelmedi? vermeyecekler mi bize kek?'. Keki zıkkımlandı da sustu. Ama içecek olarak hem ice tea, hem cola hem de su istiyormuş! Çüş!

Sonradan zıbardı da rahat ettim. Haaa bu arada sürekli pırt yapıyordu, yine rahat edemedim.

Babası ise otobüsün verdiği iki mola+1 vapur seyahatinde ne bulduysa yedi. Gece 1 buçukta izmir köfte mi yenir? Sanki her gece kalkıp köfte yiyorsunuz gerizekalılar?! Sonra 4te de çorba içmiş, dürüm mü ne yemiş. Gelip karısına anlatıyor iyi bir haltmış gibi.
Sanırsın kıtlıktan çıkmışlar ailecek. Ya her imkanın olan yerde yemek zorunda mısın? O nasıl bir midedir? Acaba nerende bekledi o kadar yemek sabaha kadar merak ettim.

Model2: Yaşlı Teyzeler:
Severim ben yaşlıları, ama normallerini. Yaşlı dediğin sevecen, tonton falan olur. Eşimin anneannesi var mesela dersin ki Pamuk Prenses'e elmayı veren cadı. Tek farkı elma bile vermeyecek olması, 'vışşşş anam ne elması? oturun aşşaaaa' der büyük ihtimal.
Neyse bu teyzeler de gece 2 civarı birbirlerine hastalıklarından bahsediyorlardı, yok şekeri varmış yok iğne oluyormuş. İyi de insanlar uyumaya çalışıyorlar bi sussanız?! Yok gelini torununu da alıp caddede geziyormuş. Ay sana ne? Ne yapsın kadın acaba? Senin çenenden kaçıyordur büyük ihtimalle.

Model3: Gerizekalı Terbiyesiz Kart 'Kızlar':
30una merdiven dayamış ama yeni sözlenmiş efendim. Nereden mi biliyoruz? Bağıra çağıra telefonda bunları anlatıyordu da ondan. İnsan da biraz anlayış, terbiye olur ne diye bağarıyorsun ki anlamadım.
Gecenin ilerleyen saatlerinde yanında oturan annesinden bişey istedi mızmızlandı kadın anlayamadı 'ne sitiyorsun?' diye sordu. Sen misin o haltı eden?
O sessizlikte annesine nasıl bağırdı size anlatamam. 'Defooool kapa çeneniiiii! Kendinden nefret ettiriyorsun gerizekalııı!. Ağzım açık kaldı, bir yandan da kadına yumruk atıyordu tabi o da ayrı.

Model 4: Otobüs Oryantalleri:
Tamma gece yolculuğudur, uykumuz gelir koltuğu azıcık arkaya yatırabiliriz ama benimki öyle miydi canım? Önümde oturan kadın birde caaaart diye bi çekiverdi kolu öyle yattı öyle yattı ki neredeyse alnına para yapıştıracaktım. Dansöz müsün nesin be kadın? Kaldır şunu! 'Ama benim önümdeki de öyle yapmış'. 'Hanımefendi görebildiğiniz gibi benim bacaklarım sizinkilerden uzun, dizimi göğsüme kadar çekmem gerekecek. Olmaz böyle.'
O senin sümsüklüğün kızım bana ne diyecektim ama yolda saç saça girmenin bi manası yoktu, yine de kaldırttım ama.

Diyeceğim o ki, biletlerinizi erkenden alın salak salak otobüslere binmeyin sinirinizi bozmayın...

Haydi esen kalın.