30 May 2010

Ordan Burdan,Öylesine.

Dün bloğuma bir link eklemek için girdim, gözüme ilişiverdi Allah Allaah bir gariplik var sanki. Ne acaba?
Sonra bir baktım, 'hıı evet gerizekalıcım hala kar yağıyor...' dedim kendi kendime.
Haziran gelmiş çatmış, herkes sıcaktan yanıyor benim bloğumun boynu bükük, öksüz, zavallı, bakan yenileyen kimsesi yok.
Neyse oturdum beş dakikada beşiktaş şeklinde azıcık renklerle oynadım, bir-iki çiçek serptim. En önemlisi karları kaldırdım, azıcık düzeldi. Zamana ayak uydurdu.

Sonra yerli malı yurdun malı dizilere takılıyor da gözüm, sürekli bir atraksiyon, hep bir sorun, kaçamak, silah, uyuşturucu, tecavüz, aldatma, trafik kazaları, kurşunlar, gaz zehirlenmeleri, uçurumlardan atlayıp intahar etmeler, çocuk kaçırılması, işkence, istenmeyen gebelikler, yok sendendi yok ondandı muhabbetleri, geri dönülen eski sevgililer, akılda kalan yeniler, ölmüş ama dirilenler vs vs...

Bu arada tüm bu saydıklarım Kurtlar Vadisi'nden değil, hayatımda bir defa bile izlemedim. Ne olur ne biter bilmiyorum.
Normal diziler bunlar, konuları güya günlük hayattan alınanlar.

Yahu şimdi soruyorum, böyle strese, sıkıntıya kalp mi dayanır kardeşim? Tak der gider insan yığılır bir yerde. Amma çok şey üst üste oluyor anlamış değilim. Ben kocaman bir gün içerisinde iki kere trafikte sinirlensem, bir defa markette önüme geçip hakkımı yeseler, otoparka girsem yer bulamasam çıldırıyorum.

Vay arkadaş! Bu ne metanet, ne dirayet, ne sağlık, ne sıhhat. Tü tü tü diyesi geliyor insanın. Sıyırmamak elde değil, takdir ediyorum hepsini. Sezon sonlarına gelinse de azıcık rahat nefes alsalar diyorum.
Hoş sen 9 ay her bölüm binbir sıkıntıyla boğuş, sonra yan gel yat 3 ay Bodrum'a falan git. Vallahi boşluktan sıyırmazlarsa ne olayım.

Bu arada şimdi bakıyorum da, Okan çok pis gözüküyorsun, mağara adamı gibisin. Alnın terliyor, o saçlar düşüyor yapış yapış ıyyyyk!
Haftanın üç günü de Türkiye'nin en çirkin erkeklerinden birini, sürekli terden yapış yapış halde televizyonda görmekten fenalık geçirmek üzereyim. Film seslendirmeleri, reklamlar, her saniye tv programları. Okan olmasa Türkiye'nin hali nice olacakmış kim bile?

Neyse, haydi iyi geceler gari.

20 May 2010

Yine Ben... Yine Unuttum...

Flickr, Etsy, Twitter, Skype.

Bu dört siteden bana şöyle bir mesaj gelmesini bekliyorum, 'pardon ama, siz salak mısınız?'.
Vallahi sorsalar şunu, diyecek tek sözüm, sokacak tek lafım, müşteri her zaman haklıdır laga lugasına gram yüzüm yok.

Bir insan hergün mü şifresini unutur kardeşim? Hemen her sabah 'şifremi unuttum' butonuna tıklıyorum. O kadar çok sitede, öyle çok şifrem & kullanıcı adım var ki, şaşırmış kalmışım.
Ne zaman yenisini yaratsam, 'bak bu süper oldu kesin aklımda kalacak' diye saçmalıyorum, ama nerdeee?

Bir de, şifrenin son hanesini bile yanlış yazsam hobaaa hepsini silme saçmalığı yaşıyorum. Hayır eminim de üstelik, en son yazdığım yanlış. Baştakine niye güvenemiyorsam?

Yok gerçekten salak değilim, biraz B12 eksikliği, biraz vertigo tetiklemesi, biraz sinir&stres, biraz yorgunluk, sıkıntı, sıkılmışlık, bıkmışlık, öğk gelmişlik, 'hay Allah herşeyi kahretsin bıktım be'cilik iş&güç...
Eee daha ne olsunmuş canım?

18 May 2010

Tekerlek Kafa

Şu yüzünü saklayan bloggerlardan fenalık geldi!

Madem göstermek istemiyorsunuz çekmeyin fotoğrafını o zaman. Sanki kafanıza silah dayayan var, ondan sonra yok uçan daire, yok tekerlekli sandalye lastiği, yok arı göbeği gibi salak nesneleri koyuyorlar iyice görsellikten uzak pis pis görüntüler çıkıyor ortaya.

Hoş belki de haklılar, yüzlerini saklamasalar çok daha kirli gözükebilir bilmiyorum ama, yüzünü göstermemek herkesin hakkıdır. Ben de yolda tanınmak istemem açıkçası, ama o zaman düzgün kadrajlar ayarlayın da gözükmeyin kardeşim.

Üf, çok meraklıydık sanki saklaya saklaya bi hal oldunuz.

5 May 2010

Günün Manasızlığına ve Önemsizliğine Uygun Bir Yazı

2010 yazılarıma bakıyorum, -ki benim için çok kolay oldu. Neden derseniz,
- Ocak 9,
- Şubat 6,
- Mart 5,
- Nisan 3.
Hani Öss'de falan olur ya bu tarz matematik soruları, 'sizce bu sıralamanın devamı nasıl olmalı?' gibi. Diyorum ki, Mayıs 2, Haziran 1, Temmuz 0 mı acaba? Bakalım, belki ilhamiler gelir.

Başıma bi sürü abidik gubidik olay geliyor da, yazmak aklımın köşesinden bile geçmiyor. Hayrettin...


Bu arada bahar gelmiş arkadaşlar, benim haberim yok. En son pazar günü dışarı çıkmıştım, (o da yine günler sonraydı) galiba bir daha çıktığımda herkesi şortlarla falan göreceğim. Babetlerimi hiç çıkartmadan şıpıdak parmak arası terliklerime mi geçiş yapacağım acaba?
Ne demiş rahmetli Sabancı, 'çalış, çalış, çalış'. Çalışta, mevsim geçişlerinden bile bi haber olduk arkadaş. Balkonda mı çalışsam, ne yapsam?

Zaman nasıl geçiyor hiç anlamıyorum, ancak perşembeden perşembee Aşk-ı Memnu oynayınca 'anaaam ne zaman bir hafta olmuş yahu?' diye uyanıyorum. Mesela bir sene neredeyse geçmiş bile, bizim evlilik yıldönümümüze az kaldı. Yeni bir liste hazırlamak lazım, ne istesem ki acaba?

Bu arada bir ton aksilikte beni bulmadı değil, aldığım aptal bi malzeme yüzünden bir tam gün boyunca yaptığım bütün kolyeler mahfoldu. Şu an hiç biri yok, bugün ya da yarın gidip adamın kafasına fırlatmam gerek. Canım da hiç kavga etmek istemiyor, umarım adam da benim gibi düşünür. Zaten tek kaşımı kaldırıp bi baksam Allaaah! Eşim diyor ki 'sen birine laf sokmaya gör, 15 gün tuvalete çıkamaz'. Doğru mu acaba? Arkadaşımın da dediğine göre, onun bir de diğer versiyonu varmış. Yani 15 gün tuvaletten hiç çıkılmayabilirmiş. Herhalde bünyeden bünyeye değişiklik gösteriyor bu durum. Yine de işin ucu tuvalette bitiyor, o kesin.

Belki bu durumun birilerine faydası dokunur. Nasıl dersen, hele bi dinle.
Geçen gün Hindistan'a benzeyen güzide ve pis semtimiz Eminönü'ndeki bir dükkanda kasanın yanında dururken, memeleri muhetemelen 350 ölçüsünde olan, saçları aslında siyah ama sarıya boyamış, diplerden pis pis çıktığı ve aktığı için bok rengine dönmüş olan gerizekalı çingen karı beni bi itttirdi, masaya yapıştım. O an öyle sinirlendim ki, kadına 'ne itiyorsunuz? buradan nasıl geçeceksiniz ki?' dedim.

Aslında normal bir cümle değil mi? Fakat az evvel anlattığım özelliklerle birleşince, yaptığı hareket karşısında 'buyur ablammmmm yollar sana kurbaaan olsun' falan demek lazımdı ki bana dalmasın, ağzımı burnumu dağıtmasın.
Ben ne yaptım? Tek kaşımı kaldırıp, en pis bakışım, sert ve yüksek ses tonumla o memelerin sahibine diklendim. İyi halt ettim.
Gayet Tayyip bir yaklaşımla, 'sen de çekilseneee' dedi. Bi yerde 'malzemelerini de al git' demek yani, öyle sanıyorum.
'İnsan bi pardon der, nasıl göreyim ki sizi. Arkadan geliyorsunuz' dedim. Tayyibe iyice sinirlendi, oracıkta yolacak beni. Arkadaşım beni dürtüyor susayım diye, zaten dirseğinin değdiği bölge morardı sonra. Nasıl bir tehlike alarmıysa. Ben sallamadım tabi, kan beynimde.
'Hoş görülmeyecek gibi de değilsiniz ama, nasıl olduysa artık' dedim.

Çok salağım ha, gerçekten. Ne cesaret sen o lafı söylüyosun ki, bi de kadın dibimde, fısıldasam duyacak. Ama ben bir de bağırıyorum yani. Hani Sevda Demirel'in Hande Ataizi'ne attığı tokat gibi, ya da Medyum Memiş'in Keko'ya gömmesi gibi... İşte o tarz bir tepkiyle karşılaşmadıysam Allah'ın sevgili kuluyum demektir. Hayır benim Keko'ya benzediğimden değil, karı Memişimsiydi... Bir Sevda Demirellik asabiyet mevcuttu karıda, hoş O'nun da bir defa yanımdan geçerken bana çarpmışlığı vardır, Cadde Accessorize'dan Taksim Accessorize'a fırladım desem, inanın pek sevgili okuyucularım. O kolumu tam randımanlı kullanamıyorum yani, öyle söyleleyim. Kadının ruhu bile duymadı, orası ayrı.

Konumuza dönelim, bu söylemim karşısında kasadaki iki zavallı amcacıkta bana kaş göz yaptılar, belki de 'kaç' 'göt yapmış olabilirler. Hani kaç, az sonra götüne yicen tekmeyi manasında? Olabilir mi?
Kaçmadım tabi, olay mahalini terketmedim, karı da söylediğimi duymadı yırttım. Yoksa şu an bunları size yazamıyor olabilirdim.

Durumun birilerine faydası olabilir demiştim başta, yani tuvaletten 15 gün çıkamama durumu bu teyzeye yaramaz mıydı? Belki azıcık zayıflardı fena mı?

Üff yazdık bişeyler ama sonunu nasıl bağlayacağım şimdi? Üstelik düşünmek için zamanımda yok pek, kalkıp yine çalışmam lazım. Bir defalığına da siz uyduruverin olur mu?