26 Kas 2010

Minnak İçin Yuva

Bu bebeye yuva arıyoruz.

Tipe bakar mısınız? Tam bi bebek, çok zararsız, koltuğa oturduğumda omzuma kıvrılıp uyuyo, masadayken kucağıma tırmanıp uyuyo, sıcak su torbasını koyuyorum altına uyuyo, koltuğa koyuyorum uyuyo, kutusuna koyuyorum uyumaya devam ediyo.
Tam bir tuzluk, nerde bırak orada bulursun.

Yaklaşık 2,5-3 aylık bi kız. Çok sakin, sürekli tırıldıyo.
Evde iki kedim olmasa, bırakmam kimselere, ama bakamam hepsine birden ne yazık ki. Eşimin annesindeydi, kutunun içinde, kapağı da kapalı öyle bekliyodu. Ne bi hık ne bi mık, ses yok soluk yok. Dedim bizim sitede dursun, insanlar çok seviyo hayvanları bakarız el birliğiyle. Ama çok bebek, ve çok iyi huylu. Sokakta kalmasın bu bebek.

Yuvasını açmak isteyen olur mu? Lütfen benimle iletişime geçin, baktıkça içim eziliyo, nasıl koyarım bunu dışarıya?

Of ya, hayvan sevmeyene hayat ne rahat gerçekten!

Hadi siz de benim gibi sevin :)

16 Kas 2010

Cartoon Network&Lig TV

Her zaman şikayet ederim, evde sürekli History Channel, Nat. Geo., Cartoon Network izliyoruz diye. Azıcık yerli kanalları dolaşalım, beğensekte beğenmesekte dizilere bakınalım. Ne biliyim hiç olmadı haberleri izleyelim. Dışarıda bir hayat var yahu, entel dantel nereye kadar? İşin özü halk olalım halk!
Varsa yoksa birinde cosmic temalı çizgifilmler, uçan kaçan varlıklar, diğerlerinde bok böceğinin yaşamından kesitler, köpek balıkları (ki izle izle sonra yazın denize giremiyorum), kelebeğin narin kanatları...
Hayvanları ne kadar sevdiğim aşikar, fakat inanır mısınız pazar kahvaltılarında bile maymun götü izliyoruz. Pek iştah açıcı olmuyor haliyle...


Oysa şimdi butun bunlar için Tanrı'ya şükrediyorum. Neden derseniz, amcamı ziyarete geldik ve TV'de maç var. Ne dedim ne ettimse kapattıramadım. İddasına göre en sevdiği yeğeni benim, fakat mezardan dedem bile gelse şu an kumandayı vermezmiş. Gelsin de o korkuyla nasıl üç buçuk atıp saliveriyo görürüm o zaman. Tabi bunu söyleyemedim.

Biz annemle içeri gidecekmişiz, küçük televizyonda ne istiyosak izleyecekmişiz.
'Alla alla siz gidin' dedik, orada lig tv yokmuş.
'E bize ne götürün' dedik, olmazmış. Nedeni yok, sadece 'olmaz'. Olsa şaşarım zaten. Güya misafrliğe gittik, varsa yoksa kakılmış gibi yemek yap, çay koy. Bi kumandaya gelince iş 'olmaz'. Biz diyo muyuz olmaz?


Ablamlarda da eniştem beyefendi kocaman tv'de maç izlerken zavallı kızkardeşim içeri oradaki 37 ekranla idare etmek zorunda kalıyor. Annemlerde desen, keza aynı.

Şu anda da uğultudan kafam kazan gibi oldu. Uuuuuu diye bagariyolar. Bok var ne bağırıyorsunuz onca adam birleşmiş hiç anlamam. Bu durumda anlamayışımı kendi zeka seviyeme değil, bağırışlarını onlarınkine bağlamayı tercih ediyorum tabi.

Neyse, uzun lafın kısası evi tıpkı diğer hemcinsleri gibi dağıtsa, zaman zaman istediğim kadar nazik ve benim gibi mükemmel olamasa da sırf maç izlememesi sebebiyle kocama olan hayranlığım arttı.

Halime oyle şükrettim ki tarifi mümkün değil. Sevgili Sponge Bob, Patrick, Kulak Jack, onun aptal arkadaşı, balina kardeşi, dünyanın en gereksiz karakteri Ben 10 ve daha niceleri hepinizi sevgi ve özlemle kucaklıyorum.

Tanrı Cartoon Networku kutsasin!