23 Ara 2010

Yeni Yıl Falan Filan

Yeni yıl kutlamalarıyla ilgili fikirlerim stabil, yer sene aynı, pek bir değişiklik olmuyor.


Süslemeleri, ışıklandırmaları, sokakların rengarenk olmasına bayılıyorum, ama tam olarak neyi kutluyoruz hala anlayabilmiş değilim. Büyük ihtimalle kutlayan herkeste tam bilmiyor ama bir ışıl ışıl olma durumu, fındık fıstık, kırmızı don, bol içki, kalabalığın sokaklara doluşması, bir sürü mini etekli kızın yine ve yeniden taciz edilmesi, aynı gecede televizyona ülkenin bütün iğrenç ve kıro şarkıcılarının doluşması, sibel can'dır, muazzez ersoy ya da abacı'dır falan feşmekan hayatlarımıza değişik renkler serpiştiriyor.

Bana kalırsa tam bi saçmalık...

Bana kalırsa o süsler var ya, hah işte onlar her zaman sokaklarda olmalı zaten, şehirlerimiz pek bir pis, sıkıcı, heryer çöplerle dolu. O ışıklar var ya hani mavi, kırmızı, sarı yanıp yanıp sönen, işte onlar hep kalsın bana kalırsa. Yılbaşının tek sevdiğim yönü de bu.

Oluyor mu? Hayır. Ben ne yapıyorum? Kutluyor muyum? Hayır. Neyi kutluyoruz anlamadım ki eşlik edeyim...

Her neyse, bunca tantana, dünya bir tur daha döndü diye olan garip reaksiyonlar bir işe yarasın isterim. Yazılarını severek takip ettiğim Selin'in bu konudaki bikaç paylaşımını twitter'da elimden geldiğince yaymaya çalışıyorum. Bir de buradan yazayım istedim, yılbaşı hediyeleriniz Yedikule Barınağı'ndan olabilir. Bütün gelir o miniklerin, muhtaçların boğazından geçen ufacık birer lokmaya dönüşecek. Daha güzeli olabilir mi? Bence hayır.

İlgili linkler;
Barınağın bu
Selin'inkiler;
bu
ve bu.

Böyle blogları, böyle insanları öyle çok seviyorum ki... Keşke herkes elinden geldiğince birşey yapsa...

Haa elimizden gelen ot kombinim bok kombinim yazmak diyorsanız eğer, bir gün de yerine Yedikule kombinim yazsanıza görelim?!